Ebu Hureyre'nin (r.a.) anlattığına göre: Hz. Peygamber (a.s.) "Müslüman, kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmasın" buyurmuştur. - Müslim, Büyu' 9 (l, 1154)
 ANASAYFA   HAKKINDA   İLETİŞİM 
Haber Kaynağına Abone Ol    ARAMA  :       
Ağız Diş Sağlığı
Aile Hayatı
Anne Adaylarına
Bilişim Teknolojileri
Çocuk Gelişimi
Damak Tadı
Dinimi Yaşıyorum
Edebiyat-Şiir
Evinizi Güzelleştirin
Gök Bilim
Gözümün Nuru NAMAZ
Günlük Hayata Dair
Hayvanlar Alemi
Helal Yaşam
İlk Yardım
İslamiyet
Karış Karış Anadolu
Kıssadan Hisse
Kişisel Bakım
Kişisel Gelişim
Lokman Hekim
Örnek Şahsiyetler
Rüya Tabirleri
Sağlık
Tekrar Tekrar Oku
Türk-İslam Tarihi

Söylenmiş Her Sözün Mazisi İçinde Saklıdır

Söylenmiş Her Sözün Mazisi İçinde Saklıdır
 + Yazıyı Büyüt    - Yazıyı Küçült           

. Aşkı anlattım çocuklara. "Ne güzel masalmış" dediler. Öyle ya, çocukken masal değil miydi? Büyüdükçe bu gerçekte değişti.

. Önceden en ihtiyacım olduğu zaman yanımda olmayan insanlara kızardım, yalnızım sanırdım.
Şimdi ise durum farklı. Rabbim her daim yanımda, inancım bütün güvencim onunla. Siz ise kalabalıksınız, onun yanında!

. Ne tatlı bir dilin var hayat. İstediğin her yere çektin beni.. İnansam sonu hüzün, inanmasam güvensizim. Bu defalık sussan, bıraksan beni bana ha? Senden bir şey eksilmez. Benim gibi nicesi varken. Benden eksilen çok hayat! Benden giden çok!

. Uçurum kenarına ittin sen beni. Gözüm kapalıymış hep, fark etmedim. İtsen beni aşağıya şikayetçi değilim. Nasıl olsa yine senin gibilerinin yanına düşerim!..

. Tozlu raflarda ki kitaplardan farksız kalbim, eskidikçe değerlenenlerden. Kapağı geçmişin izlerini taşır ve içindeki sayfalar okundukça yazılır. Kimine boş sayfalar kimine dolup taşmış yazılar kalır.. Ve zaten genellikle görmek istemedikleri boşluklar vardır. Okumaktan yorulup atladığı sayfalar vardır. Zamanla en erişilmez yerlerde unutulmaktadır. Bir rüzgar esse belki tozları uçacaktır ama içinde kopan fırtınalar var.. Zaten bu gidişle ne tozlar uçar nede yeni fırtınalar kopar..

. Bir gün daha biter, hepsi geçer de kendinle baş başa kalınca açılan o kapılar hiç kapanmaz be! Gidebilirsen yol vardır, kalırsan yer yurt. Ama bunu yapacak cesaret var mıdır? Hadi fani dünya bir sen kaldın helallik istemediğim. Sende hakkını ver, benden aldıkların helaldir. Zaten bana kalan bir ben varım..

. Küçükken her şey ne farklıydı. İlk şarkılarımı babamdan öğrendim ben. Dinlediğim her şarkının bize ait olduğunu sanırdım. Başkasından aynı şarkıyı işitsem şaşırırdım. Ben söylememiştim kimseye oysa.. Nereden biliyorlardı ki? Gece olduğunda güneşi tekrar göremeyeceğim diye üzülürdüm. Hayal dünyam genişti taki gerçekleri öğrettikleri zamana dek.. Şimdi, dinlediğim her şarkı beni anlatıyor. Bende her dinleyen ile aynı sırrı paylaşıyorum.. Güneşin tekrar doğacağını bilirim, ama uyanıp onu yine görebileceğimden pek emin değilim. Ve bu kez gerçek dünyam genişledi. İnsanlar daraldı, benim dünyam daraldı.. Tüm o güzel şeyler yok oldu..

· Çok şey istemedim ki senden.. Bir ellerini istedim üşüyen ellerimi ısıtsın diye. Bir gözlerini istedim kaybolduğumda yolumu bulayım diye.. Ha birde kalbinin küçücük bir köşesinde kendime yer istedim.. Fazlasını değil ey sevgili, çok şey istemedim ki senden..

· Hızlı yaşamak isterdin bazı şeyleri sen... Oysa ben bir nakış gibi işledim seni kendime. Kalbimden söküldüğünde izin kaybolmayacaktı. Benden gitmeyecektin her 'gidiyorum' dediğinde. Zaten bana senden çok şey kalırdı, bir sen kalamazdın gönlümde. Hiç göremezdin gerçeği. Zaten senden sonra bende sökülürdüm ilmik ilmik, bende giderdim kendimden pare pare..

· Uzatsaydım tutabilir miydin ellerimi yeniden. Sevebilir miydin seni sevdiğim kadar. Görebilir miydin içimdeki seni, seni gördüğüm kadar.. Yoksa bırakır mıydın sende herkes gibi. Bir çoğu gibi yenik düşer miydin kendine, yoksa kaçar mıydın arkana bakmadan öylesine.. Korkar mıydın sevgimin büyüklüğünden. Yanar mıydın benimle kor ateşlerde. Söyle sevgilim söyle? Hangimiz kahramandık bu sevgide? Kaçıp giden sen mi yoksa yanıp kül olan ben mi?

· Bütün ömrüm sana ait olsun. Ama çok bağlanma bana. Ardını bilemediğim bir yaşam çerçevesindeyim. Belki bir kaç saat sonra veda edeceğim. Bak zaman hala akıyor. Ve ben biraz daha yaklaşıyorum, ölüme!
Farkındayım çok zor olur ayrılık. Fakat yok saydığın ölüm yeni bir perde açıldığında, başka bir sahnede oynanıyor. Beni görmek için geleceğin son durak orası. Bir karış toprak arasında, soğuk bedenimin gizlendiği geceye ayna tutan mezarımdır.
Mutsuzluğuna mani olmasın bu sözler. Ki bu bir hakikat ise ecel bile geçemez bunun önüne.. Bu nedenle çok bağlanma bana. Bir gün kayıp gidersem avuçlarından, anlayamam sende ki beni. Sonsuzluk orada başlar ve ben hiç bilemem senin gözündeki, kalbindeki, ruhunda ki ince ince benliği. Bitmeyeceğini düşündüğümüz o sevgiyi…
“Sonsuza dek seveceğim diyorsun. Pekâlâ; sonsuzluk kaç asırdır, biliyor musun?”

· Unuttum bir çok kişiyi. Unutulması gereken onca şeyleri.. Zor değildir yaşananlar. Bittim tükendimler birer yalan. Seni üzen seni kıranlar mı var? Çıkar onları hayatından. Geçip gitsinler film şeridi gibi aklından.. Yine zor diyorsan, ölüm döşeğinde yatan bir insana sor 'yaşamı'. Elinde olsa eski yıllara dönmeyi, gitmeye hazır olmadığını ve bunu oldukça iyi değerlendirmek istediğinden bahseder. Sana da öğüt vermeyi unutmaz. Ama sen onun yerinde değilsin. Öyle güçsüzsün ki, o insani anlayamayacak kadar zayıf, fazlasıyla aptal. Farkında olmadığın gerçekleri gösteren birine nasıl görünürsün biliyor musun? Kör ve sağır. Dilin olur, anlatırsın ama sözlerin her haliyle yanlış. O gösterir sen görmezsin. O anlatır sen duymazsın. Muhtemelen bir fırtınaya kapılmış sürüklenmektesin. Ya da amacın olmadığı için bu uçsuz bucaksız mükemmeliyettesin. Kendini toparlamalısın. Çünkü zaman geçtiği kadar kısa, geçmediği kadar da uzundur.. Unutma; sen silemezsen, hayat seni siler kendisinden. Devam edebileceğini sandığın an yok oluşunu seyredersin.

Sen onlardan olma. Tutunacak dal arayanlardan! Çünkü onlar bir gerçeği unutuyorlar. Ağacın gövdesidir sağlam olan. Dallar zayıftır. Onlar yıkılmaya, kırılmaya hazırdır. Sen bir dala tutunma. Sen kendi ağacını ayakta tut gövden sağlam olsun. Dallarına yapraklar çiçekler dolsun. Açan meyveler geleceğin olsun.. Gereksiz, yolunu şaşmış bir grup garipler olmasın.. Hala mı yapamıyorsun bunları? Öyleyse mezarlıkta yatan birine sor. Cevap alırsan bendensin. Alamazsan yerde yatanlardan.. (!)

- Göğsünü gere gere seviyorum demelerde kime? Bahşettim sana yalnızlığı, kabullen artık. Çoğu zaman bile unutuyorum var olduğunu. Nerede benim düşüncemde, şimdilerin sevgi aşk oyunu! Biliyorum diyemem, bilmiyorum aşkla yaşamayı. Hiç öğretmediler. Ki merakta etmedim. Yine bir şeyleri açıklama çabası içerisindesin. Ne diyordun unuttum. Birilerini dinlemeyeli epey zaman olmuş. Ne gerek var kalbinde bana da yer ayırmaya. Meşguliyet demeliydim seni benden alıkoyana. Mühim değil, artık bir önemi de yok. Zaten şimdiki aşklar mutlu bitse ne olur, ben aşkı mutluluk için bitirmişken. Hem kırılacak bir hayalim de yok.. Kaybedecek bir arkadaş, değer verecek dost kazanılacak bir aşk yok! Düşünülecek bir cümle, seçilecek bir kaç kelime ve söylenecek söz yok! Var olan tek şey İlahi Aşk! (Aç ellerini dön semaya ve yukarıya bak. Sen göremesen de o seni görecektir..)

· Ne diye merak edersin ki ölümü? Neden arkamdan kimse üzülmez düşüncesine kapılırsın ? Çok mu acı çektin, üzüldün mü? Herkesin sınandığı bu dünyada sen neden kendini fazla gördün ? Anne yüreği dayanır mı acıya? Ölümüne şahit olana, zor gelmez mi bu rüya? Bak arkanda bıraktıklarına seni anlamayacaklarını düşündüğün insanlara bak, yanlız olduğunu düşünerek canına nasıl kıydığına bir bak! Biz pek şey bilmiyoruz sadece sana kızıyoruz, anlayamadığımız sorunlarını anlamaya çalışıyoruz o kadar... (Mekanın cennet olsun Arkadaşım..)

· Yine bir özlem saklayamam gizli bir özlem sardı yine beni.. Uzaktan, öyle çok uzaklardan seslendim sana. Biliyorum duymadın, ben sana duyuramadım. Üzüntü gerekmez bunun için..

- Bu gece dolunay var gökyüzünde. Seninle paylaşabileceğim en güzel şeylerden biride buya. Aynı gökyüzünü seyretmek..
Merak ediyorum, baktığında gördüklerinden ve o an hissettiklerinden bana da pay biçiyor musun acaba? Ben seni görebilmek için her sabah evden çıkıp kapında bekleyemiyorum mesela. Gezerken gözüme çarpan güzel şeyleri alıp sana hediye edemiyorum. Birlikte sinemaya gidemiyoruz. Film komikse birlikte kahkaha atamıyor, hüzünlü ise ağladığında elimi tutarak başını yaslayacağın bir omuz olmuyor. Ama geceleyin seni tekrar tekrar görebilmek için uykuya yatan, sabahları hayal kurmaktan yorulan, her gün ‘biz’ diye başlayan düşünceler ile yeni başlangıçlar yapıyorum…
Bazı sevgililer görüyorum. Hayır, onları hiç kıskanmıyorum, onlara hiç özenmiyorum. Sadece tebessüm ediyorum. Ben seni uzakta olduğun, erişilemez olduğun için özlüyorum. Bu bir hakikat. Ki oysa onlar tam anlamıyla özlemi bilmiyorlar..
Sen hiç ulaşamayacağını bildiğin halde imkânsızı istedin mi? Bunu sürekli üsteledin mi? Her defasında kırılacağını, döküleceğini bile bile yinede istedin mi? Ümit ettin mi, kararsız kalınca vazgeçmeyi düşündün mü? Ben nedeni sen olduğun için ümit ettim, sebebi sen olduğun için bedeli ne ise ödedim. Ve ecelim sen olacaksan ancak o şekilde ölebilirim..

· Kesin kararlarım vardı. Yargılamıştım kendimi bundan ötürü. Ne geçti üzerinden, ne değişti bu kadar anlamsız.. Biliyorum, benimde cevabını veremediğim sorularım var. Kaçmıyorum onlardan ama böylede olmuyor..
Neden bu kadar soğuk bu gün hava? Isıtamadığım ellerim halen üşümekte. Kalın kazaklar örgü çeketlerde faydasız. Ellerim hala soğuk. Ama bir süre sonra onlarda ısındı. Kalorifer yanına oturdum. Belkide eskiden olduğu gibi cayır cayır yanan sobanın sıcaklığını özledim. Ama bununla yetindim, yetinmeliydim de..
Yokluğun yerini doldurmak zordur. Bilinmelidir ki zamanla alışıyor insan. Fakat şimdide mutsuzluk yüzümde, hüzün gözlerimde. İçimde bir soğukluk, yüreğimde üşümekte. Ne yazık ki kalın kazaklar ile örtemiyorum üstünü. Cayır cayır yanan sobanın yanında da dursam erimiyor buzları.. Sevgiye ihtiyacı var, birazda özlenmeye muhtaç. Belki sevebileceği çok kişi var ama hatırlamak istedikleri kadar değil. Yanında olan fazla insan var. Lakin özleyebileceği kimsesi yok.
Hani yokluğun yeri zor olsa da doldurulur, zamanda geçse alışıyor ya insan. Peki bu nasıl bir boşluktur ki; ölçütlendirilmiş her hangi bir şeyin bu hüznü kapatmaya büyüklüğü yetecek? Hangi acıyı dindirecek, ben buradayım diyebilecek? Şefkatiyle kazandığı gerçeklerimi, sevgiye dönüşen endişelerimi anladıktan sonra ne zaman bırakıp gidecek?
Evet zaman geçecek ve ben er geç başa döneceğim. İşte o zaman çok özleyeceğim. Anlık sevinçlerimi, çocuksu gülüşlerimi..

· Yaşamdan çıkarıyorum bazı düşüncelerimi. Anlıyorum ki ben ne yağmur olarak ne damla, şelale, deniz, nede bir küçük akıntı olarak mutluluğa ulaşamamışım. Şimdi diyorum ki bana sorarsan;

Bütün doğaya ait olanları unut. Hepsi yerinde güzel. Deniz olamam sana karşı. Ben hakim olamam bu nedenle dalgalarıma. Hem beni her mevsim güzel bulabilecek biri olabilir misin?
Ya da bir akıntı gün gelir sana karşı son bulursa ne yaparsın? Avuç içlerine doldurduğun deniz sularını mı taşırsın yüreğime? Yoksa bekler misin yağmur yağmasını? Ya mevsimi değilse, ya sonum olursa o akıntı?..
Ben kendim olsam hep yanında bulunsam daha iyi olmaz mı? Sadece “Damla” olsam.. Belki her anında yanında olamam. Ama en azından başkası olmadan, kendim olarak yanında bulunurum..
Sözüm o ki; gün gelir ayrı düşerse yollarımız, sadece yukarıda göremediğine teslim ol.. Yüreğin onun doğruluğu üzerinde olsun.. Sakın mutsuzluğunda suçluluk hissetme ve hissettirme. Ardından gelecek telafi, içinde bir burukluk bırakmasın..

Yeni yeni öğreniyorsun her acının bir önceki kadar çok acıtmadığını.. Ama hep sanırdın ki hepsi ayrı yakıyor içini. Değil. Vücudun gibi sende bağışıklık kazanıyorsun. Acıya karşı durmayı öğreniyorsun, ayakta kalabiliyor ve sandığından daha güçlü olduğunu görüyorsun. Verdiğin kararlar yanlış yola bile sapsa, dönüp yeniden başlaya biliyorsun. Tek tek topluyor bir düzene sokuyorsun.

Her düştüğünde dizlerin yerine yüreğin kanıyor. Kabuk bağlıyor ama acısını hissediyorsun ve her yeni acıda da yeniden kanamaya başlıyor.. Sana dayanma gücü veriyor Rabbim. Sana zaman veriyor, her geçen saniyeyi geçmiş sayıyor, sayıyor ki geleceğin hala var hata yaptıysan bile şansın var demek istiyor. Görebilsen ne mucizeler yaratıyor senin için. Ne yollar açıyor gidebilesin diye ve gittiğin yerden dönebilesin diye.. Sen ondan iste onu hatırla diye acı veriyor belki de.. Ama hiçbir zaman kulunun taşıyamayacağı bir yük yüklemiyor sırtına.. Kulum beni hatırlamış yardıma muhtaç deyip sana dönüyor. Sen sakın ona yönelmekten vazgeçme. En mutlu gününde de, en kötü gününde de onu hatırla. Sana verilenler elindekiler kendi başarın, Rabbin de istedi diye. Sen şükrettin inşallah dedin diye, her ‘inşallah’ta inşa etti Rabbin!
Kalbinden gönlünden geçtiği gibi dua et ve her defasında iste.. Kabul olursa sevin çünkü sen istedin. Olmazsa daha çok sevin çünkü Rabbin istedi. En hayırlısı daha vermedi beklemeni istedi.. Bilirsin ki rabbim 3 şekilde cevap verir; “evet” der istediğini verir, “hayır” der daha iyisini verir, “bekle” der ve en iyisini verir. Dua ve sabır en hayırlı olanıdır..

Bir gün daha bitti, güzelliklerin hüzünlerin bilmediğimiz ihanetlerin ardından bir gün daha..
Onca kişinin arasında kalarak, çok severek az hatırlanarak geçirdik zamanımızı. Kelimelerin anlamlarını yok sayan herkese aynı hitaplarda bulunan insanlarla tanıştık. Değer verdik, verilmediğini gördükçe daha çok nefret ettik. Güvenmeyi seçtik her defasında, yanılgıya düştük sonraları. Bazı günlerde güvensizlikle geçip gitti. Sırf bir kişinin hatası ile herkese bedel ödeterek…
Ne istediğimize biz karar vermedikçe insanlar zayıflığımızı kullanacaktır. Siz dünyanın alışa gelmiş düzenini bozamazsınız. İnsanları değiştiremezsiniz. Bir değişim istiyorsak buna kendimizden başlamalıyız. Değer mi istiyoruz? Önce kendine değer ver, sonra sana verebilecek olanlara. Güven mi istiyoruz? Sen kendine güven ve bunu insanlara göster. Bir beklenti içinde olmak ne kadar doğruysa, istediğimiz şeyi önce kendimizde uygulamak o kadar doğrudur. Hiçbir şey kolay demiyorum. Ama her mutsuzluğunuzda isyan etmek ya da en kötü durumda sizin olduğunuzu düşünmeniz yanlış. Bulunduğunuz yer en güzel yer. Gelip geçen en kötülüklere rağmen, en güzel yer. Eğer birilerini kaybettiyseniz, yerine kimseyi koyamazsınız. Koymanıza da gerek yok. Hayatınıza girecek herkesin duracağı yer bellidir. Ailenizi kaybedersiniz ama yeni bir aile edinirsiniz, kendi aileni kurarak. Kardeşini kaybedersin, Rabbim yeni kardeş gönderir yahut kanında yahut arkadaşlarından…
En büyük acıyı onları kaybederek yaşarız, yada bedenimizden bir parçayı kaybederek. Kim kaybetmiyor ki? Kim çok mutlu, çok zengin? İstediğimiz şeylere dikkat edelim, doğru şekilde isteyelim. Mutluluk istersiniz kendini ona odaklarsın Rabbim elinden alır. Zenginsindir çok paran vardır, ama yeri gelir paranın satın alamayacağı şeylere şahit olursun.
Ben ne aileler gördüm zenginlik içinde ne huzur var ne birlik beraberlik. Ve yine ne aile gördüm muhtaç bir kuru ekmeğe ama ailesine sevgiyle sadakatle bağlı… En güzel yer bulunduğun yer, kabullen orayı.. Acın çoksa dert etme, kimse değilse rabbin şahit sana. Gün doğmadan neler doğar.. Ve sevgili Mevlana’nın da söylediği gibi; Allah der ki; kimi benden çok seversen onu senden alırım. Ve ekler; “Onsuz yaşayamam” deme, seni onsuz da yaşatırım. Ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur, aklın şaşar. Dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya. Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur… “Düşmem” dersin düşersin, “Şaşman” dersin şaşarsın. En garibi de budur ya, “Öldüm” der durur, yine de yaşarsın…


Damla Nur TAYLI - 2011-2012

( 2760 ) kez okundu     -     22.01.2014   mstfkarsli ekledi     Tweetle    Paylaş 
Söylenmiş Her Sözün Mazisi İçinde Saklıdır, damla, nur, taylı, damla nur taylı, damla nur yazıları, vazgeçtim, yazılar, şiirler, damlanın yazıları, aksaray damla, damlanurtaylı, mazi, sözün mazisi
Ziyaretçi Yorumları
( 6 ) Yorum
Tümünü Göster
Tuba BSDN - Aksaray - 24.01.2014 12.29
     Kardesimmm yazan ellerine,yuregine saglik cok guzel gercekten okumaya deger seyler Rabbim yar ve yardimcin olsun insallah devamini bekliyoruz.

gökhan - istanbul - 24.01.2014 11.09
     Yine çok güzel ve çok özel bir yazı olmuş kalbinin güzelliğini kaleminle aktarmışsın böyle güzel yazıları okuma fırsatını verdiğin için teşekkürler. Damla :)

onur dal - aksaray - 24.01.2014 10.32
     Ablacim sen bu sairlik konusunda 1 numarasin.Basarilarinin devamini diliyorum

Seza Nur - Nevşehir - 24.01.2014 01.41
     Canım aklına geleni değil kalbinden geçenleri yazmışsın bir bir, tebrik ederim...

Ayşe - Aksaray - 23.01.2014 23.09
     Sevgin ne kadar büyük olursa acılarında o kadar büyük olur. ALLAH ne kadar büyük acı verirse o kadarda sabrını verir. Seninde belirttiğin gibi: Bilirsin ki rabbim 3 şekilde cevap verir; “evet” der istediğini verir, “hayır” der daha iyisini verir, “bekle” der ve en iyisini verir. Dua ve sabır en hayırlı olanıdır.. Bencede doğru olan sabretmek ve dua ile karşılık vermektir...

mervee - istanbul - 23.01.2014 22.07
     Damlacımmm kalbi temiz arkdsmm ellerne kalbınee sağlıkk mukemmel yazıosnn... Maşallh <3

Yorum Ekle
Güvenliğiniz için iP adresiniz kaydedilmektedir. Herhangi bir Hukuki Dava ile karşılaşmamak için hakaret içeren sözler ve argo kelimeler kullanmayınız.
İsim
:
Yorum
:
En fazla 400 karakter
Şehir
: <<-- Güvenlik kodu:
E-Posta
: -->>
 
E-Posta adresi Yayınlanmaz
Güvenliğiniz için ip adresiniz (54.81.196.35) kaydedilecektir.
  Yeni Makaleleri Takip etmek İstiyorum. Adresime E-Posta Gelmesini Onaylıyorum.
BENZER YAZILAR
   yeter ki OKU  
 Aktif ziyaretçi : 4
 Bugün : 161
 Toplam : 1753889
ZMK BİLİŞİM HİZMETLERİ       © 2010 

Site Haritası


4