Allah'ım! Günahlarımın küçüğünü büyüğünü, öncesini sonunu, açığını ve gizlisini, hepsini bağışla. - Müslim, "Salât", 216
 ANASAYFA   HAKKINDA   İLETİŞİM 
Haber Kaynağına Abone Ol    ARAMA  :       
Ağız Diş Sağlığı
Aile Hayatı
Anne Adaylarına
Bilişim Teknolojileri
Çocuk Gelişimi
Damak Tadı
Dinimi Yaşıyorum
Edebiyat-Şiir
Evinizi Güzelleştirin
Gök Bilim
Gözümün Nuru NAMAZ
Günlük Hayata Dair
Hayvanlar Alemi
Helal Yaşam
İlk Yardım
İslamiyet
Karış Karış Anadolu
Kıssadan Hisse
Kişisel Bakım
Kişisel Gelişim
Lokman Hekim
Örnek Şahsiyetler
Rüya Tabirleri
Sağlık
Tekrar Tekrar Oku
Türk-İslam Tarihi

Osmanlı'da Hac Rehberliği: Mutavvıflık

Osmanlı'da Hac Rehberliği: Mutavvıflık
 + Yazıyı Büyüt    - Yazıyı Küçült           

Sözlükte tavaf ettiren anlamına gelen ve hadis kaynaklarında da bu manada kullanılan 'mutavvıf kelimesi daha sonra tavaf ettiren, hacı adaylarına yol gösteren, hacı kılavuzu manalarını kazanmış ve hacıların kalacak yerleri, yeme içme, sağlık vb. meseleleri ile ilgilenen, ayrıca hac, sa'y ve umrede nasıl hareket etmeleri gerektiğinin yanında haccın rükünlerini yerine getirmelerine yardımcı olan kişiler için bir görev unvanı haline gelmiştir. Mutavvıflar için 'delil' de denmiştir.

Hac maksadı ile Mekke'ye gelenlerin ödediği ücret, şehir halkı için mutavvıflığı cazip hale getirmiş, özellikle bazı aileler bunu bir geçim vasıtası olarak seçmiş ve böylece bir meslek grubu oluşmuştur.

Mutavvıflığa çocuk yaşta çıraklıkla başlanırdı. Mutavvıf adayı belli bir tecrübe kazandıktan sonra ahilikteki çıraklıktan ustalığa geçişi hatırlatan bir merasimle bütün mutavvıfların huzurunda mesleğe girer ve yeni üye tarafından davetlilere verilen muallimiye adlı ziyafetin ardından merasim, Kur'ân tilavetiyle sona ererdi.

Mutavvıflar dışa, hatta birbirlerine kapalı taife denilen alt gruplara ayrılmışlardı ve toplum içinde ayrı bir sosyal birim olarak yaşarlardı. Her taifenin başında tayinle gelmiş bir şeyhü'l-mutavvifîn (mutavvıflar şeyhi, reisi) ve bütün teşkilâtın başında da bu şeyhlerin kendi aralarında seçtikleri bir şeyhü'l-meşâyihîn (şeyhler şeyhi) bulunurdu.

Osmanlı toprakları dâhil olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Müslümanların hac görevini yerine getirmek üzere Hicaz'a ulaştıklarında, geldikleri bölgeye ait 'delil'lik hizmetini sürdürecek şahıslar belli idi. Bu görev ölüm veya diğer bir sebeple başka birine tahsis edilmediği müddetçe uzun yıllar hiç değişmeden sürdürülebilmekteydi.

Mesela; Rus tebaasından olan Müslüman Kazakların mutavvıfı (delili) olan Ömer Ebu'n-Nur Efendi bu görevi kırk yıl sürdürmüştür. Delillerin değiştirilmesi halinde ise, hacıların mağduriyetlerine binâen şikâyetlerine rastlanmaktadır.

Hacıların refakatine verilen deliller iki sınıftır. Bunlardan birincisi, hacıların Cidde'ye ulaştıkları günden Mekke-i Mükerreme'ye geldikleri zamana kadar hacılara rehberlik ve yardım eden şahıslardı ki bunlara vekil ismi verilmekteydi ve Cidde ahalisindendiler.

Mekke-i Mükerreme sakinlerinden bulunan ikinci sınıf deliller ise; mutavvıf, muallim ve şeyh namı ile bilinirlerdi. Bunlardan her biri Mekke Şerifı'nden ruhsat almadıkça bu vazifeyi yapamazlardı.

1899 tarihinden önceki senelerde ecnebi tebaasından bulunan Müslümanlar dahi mutavvıflık etmeye mezun bulunmakta idiler. Hac vazifesini yerine getirmek ve dinî bir vecibeyi ifa etmek maksadıyla dünyanın dört bir tarafından Hicaz bölgesine gelen yabancı uyruklu hacılar, kendi cins ve milletinden olan mutavvıfları istihdam etmekte idiyseler de 1899 senesi itibarı ile görevde bulunan Mekke Şerifi'nin son bir kaç seneden beri benimsemiş olduğu usul gereği mutavvıflık hizmeti özellikle Osmanlı Devleti tebaalarına kalmıştı.

Mekke Şerifi tarafından mutavvıflara verilen ruhsatnameler, iki çeşitti. Bunlardan birincisi Takrir ve ikinci ise Tahsis olarak isimlendirilmekteydi.

Takrir denilen ruhsatnameyi taşıyan deliller, sade mutavvıflık vazifesini ifaya salahiyetli olurken tahsis nevinden olan ruhsatname sahiplerinin bir memleketten gelen hacıların tamamına veyahut bir kısmına rehberlik etmeye hakları vardı. Dolayısıyla o memleketin hacıları bunların delaletlerini kabul etmeye mecbur oldukları gibi diğer mutavvıflarm da tabii olarak o memleket hacılarına delillik yapmaya yeterli olmaları gerekirdi.

Mutavvıflar arasında deve ücretleri ile kararlaştırılmış olan mutavvıflık aidatlarının fazla alınması gibi görevini kötüye kullanan ve hacılara kaba davrananlar çıkması durumunda bu gibiler şeyhleri tarafından cezalandırılır ve kendilerine meslekten el çektirilirdi. „

Mesela, mutavvıflar yaptıkları hizmet karşılığında yaklaşık on riyal almakta iken, pazarlık haricinde ekseriya fazla para talep etmekte oldukları, hatta Kabe-i Muazzama'ya girmek için her hacının iki riyal ödemeye mecbur tutulduğu gibi şikayetlere rastlanmıştır. Bunların sıhhatli olup olmadığı hususunda gerekli tahkikat yapılarak doğruluğu tespit edilmesi halinde bu gibi uygunsuz durumun tekrarlanmaması için gerekli tedbirler alınırdı.

Mutavvıflar hizmetlerinin karşılığında iyi bir ücret alır ve bir hac mevsiminde ailelerinin yıllık nafakasını sağlayabilirlerdi. Ancak kazandıkları paranın bir kısmını şeyhlerine vermek zorundaydılar. Yakın zamanlara kadar Cidde'ye gelen hacılardan toprakbastı parası yanında bir de delil parası alınırdı.

Günümüzde hacı kafilelerine daha çok kendi ülkelerinden gönderilen din görevlileri yardımcı olmaktadır. Son zamanlarda mutavvıflara hacılar tarafından ödenmesi gereken ücret, hükümet veya ilgili hac organizasyonu firmaları tarafından ödenmektedir.

Yedikıta Dergisi- Haber7

( 1084 ) kez okundu     -     02.10.2013   mstfkarsli ekledi     Tweetle    Paylaş 
Osmanlı'da Hac Rehberliği: Mutavvıflık, Osmanlı'da Hac Rehberliği, Mutavvıflık, mutavvıf, delil, osmanlı hacc rehberliği, hac rehberliği, mutavvıf mesleği, mutavvıf nedir, mutavvıflık nedir, osmanlı mutavvıf
Ziyaretçi Yorumları
( 0 ) Yorum
Tümünü Göster
Yorum Ekle
Güvenliğiniz için iP adresiniz kaydedilmektedir. Herhangi bir Hukuki Dava ile karşılaşmamak için hakaret içeren sözler ve argo kelimeler kullanmayınız.
İsim
:
Yorum
:
En fazla 400 karakter
Şehir
: <<-- Güvenlik kodu:
E-Posta
: -->>
 
E-Posta adresi Yayınlanmaz
Güvenliğiniz için ip adresiniz (23.20.165.182) kaydedilecektir.
  Yeni Makaleleri Takip etmek İstiyorum. Adresime E-Posta Gelmesini Onaylıyorum.
BENZER YAZILAR
   yeter ki OKU  
 Aktif ziyaretçi : 4
 Bugün : 517
 Toplam : 1658935
ZMK BİLİŞİM HİZMETLERİ       © 2010 

Site Haritası


4