Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. - Câsiye, 45/4
 ANASAYFA   HAKKINDA   İLETİŞİM 
Haber Kaynağına Abone Ol    ARAMA  :       
Ağız Diş Sağlığı
Aile Hayatı
Anne Adaylarına
Bilişim Teknolojileri
Çocuk Gelişimi
Damak Tadı
Dinimi Yaşıyorum
Edebiyat-Şiir
Evinizi Güzelleştirin
Gök Bilim
Gözümün Nuru NAMAZ
Günlük Hayata Dair
Hayvanlar Alemi
Helal Yaşam
İlk Yardım
İslamiyet
Karış Karış Anadolu
Kıssadan Hisse
Kişisel Bakım
Kişisel Gelişim
Lokman Hekim
Örnek Şahsiyetler
Rüya Tabirleri
Sağlık
Tekrar Tekrar Oku
Türk-İslam Tarihi

Gençler Evlilikten Kaçıyor mu?

Gençler Evlilikten Kaçıyor mu?
 + Yazıyı Büyüt    - Yazıyı Küçült           

Günümüzde maalesef evliliğe bakış açısı değişti. Hatta kasıtlı diziler sayesinde aile yapısı yerle bir edildi. Nikahsız haram ilişkiler sıradanlaştırıldı. Evliliğin gereksiz olduğu genç zihinlere aşılandı. İstenen olmak üzere gençler evliliğe sıcak bakmıyor sorumluluk almak istemiyorlar, bakanlarda fazla uzun sürmüyor.  Aşağıda evlilikle ilgili bir makaleyi beraber okuyalım.

GENÇLER EVLİLİKTEN Mİ KORKUYOR, SORUMLULUKTAN MI?

Yeni nesil, evlilik fikrine eskiye kıyasla daha soğuk bakar oldu. Hem kız hem de erkeklerin beklentilerinin değişmesiyle evlilik yaşı da oldukça yukarılara çıktı. Düne kadar eş adayında zenginlik, ev-araba, iş-güç, güzellik-yakışıklılık, mezuniyet vb arayan ve bunun için de maddiyatçılıkla suçlanan gençler, “eş adayının olmazsa olmazı” listesine şimdi daha fazlasını ekledi. Mesela kızlar; “Beni taşısın”, “Her konuda bilgili olsun”, “Karizmatik olsun ama maço değil, bana sadık olsun ama layt değil”, “Elektrik alabileyim” diye düşünüyor. Erkeklerde de durum farklı değil. Kızlar gibi açık açık söylemeseler bile erkeler de artık “kendilerini taşıyacak” bir eş arıyor; hem tahsil hem de maddiyat anlamında. Ancak bir yandan ev işlerinden anlayan bir yandan da çalışan, her şeye yeten ve yetişen bir eş beklentisi delikanlıların işini zorlaştırıyor.

Bir arada bulunması zor olan bu tarz beklentiler gençlerin evlenme sürecini zorlaştırdığı gibi evlilik hayatını da zora sokuyor. Zira eş adayından Guinness Rekorlar Kitabı’na girebilecek fedakarlık ve sorumluluk isteyen gencimiz, sıra kendine geldiğinde aynı performansı sergileyemiyor. Kendisini taşıyacak bir eş arayan kız ve erkekler taşıma sırası kendine geldiğinde su koyveriyor.

ERKEKLER PRENSES, KIZLAR PRENS BEKLENTİSİNDE

Gençlerin anne babalarının evliliklerini gözlemledikçe onlardan daha farklı bir birliktelik hayal ettiklerini belirten Psikolog Belkıs Ertürk bu durumu şöyle izah ediyor: “İki taraf da yuvayı sahiplenecek, sorumluluğu paylaşacak ve kendisini koruyacak romantik bir ilişki beklentisiyle evliliğe anlam yüklüyor. Fakat bu beklenti sorumluluklar devreye girdiğinde özellikle söz-nişan gibi toplumsal onaylar söz konusu olduğunda erkeklerin karar vermelerini etkilemekte, ekonomik bir yük bineceği endişesiyle kaçınılmaktadır. Genç kızlar ve erkekler evliliği ‘özgürlüğümü yaşayacağım bir hayat dilimi’ olarak tanımlıyorlar. Fakat aileler devreye girdiğinde bu düşüncenin bir hayal olduğunu gerçekliğin daha farklı olduğunu dile getiriyorlar. Erkekler zihinlerinde bir prenses kızlar ise bir prens beklentisi içerisindeler hala.”

EVLİLİK Mİ? BENDEN UZAK OLSUN!

Modernleşmenin insanı mecbur ettiği tek tipleşmenin sonucu olarak genç, yoğun bir okul koşturmacası, üniversite macerası, iş bulma telaşı, erkeklerin askerliği gibi bir kısır döngüye girdi. Bu öyle bir mekanizma ki, sanki çarkın dışına çıkan kişi hayatını hiçbir şekilde idame ettiremeyecek veya toplum tarafından kabul göremeyecekmiş gibi bir sonuç çıktı. Dolayısıyla evlilik de sisteme feda edilen kurbanlar arasında yerini aldı.

Psikolog Ertürk günümüz gençliğinin evliliğe bakış açısının 15-20 yıl öncesine göre oldukça değiştiğini vurgulayarak konu hakkında şunları söylüyor: “Bu değişikliğin sebepleri arasında yaşam şartlarının farklılaşması, toplumsal dokunun değişmesi, televizyon ve dizilerdeki aile hayatlarının ve aile içi çatışmaların çok aleni hale gelmesini sayabiliriz. Toplumsal dokunun değişimi özellikle büyük şehirlerde yaşayan gençlerin birbirlerine bakış açılarını etkilemekte. Çatışmalara tanık olmaları da korku ve endişelerini tetiklemektedir. Korku ve endişeleri yüzünden karar vermekte zorluk çekiyorlar ve evlilik planlarını erteliyorlar. Yaşam şartlarının farklılaşmasıyla birlikte ortalama evlilik yaşı genç kızlarda 25 genç erkeklerde 30 yaşlarında görülmektedir.”

Ertelenen planlar sonuçta ilerleyen yaşları ve her şeyin daha da zorlaşmasını beraberinde getirmiş oluyor. En basitinden torun sahibi olacak yaşlarda anne ya da baba olunuyor.

NE NİYETLE EVLENDİĞİMİZ ÖNEMLİ

Ancak tüm kötü örneklere rağmen evliliğin getirilerini düşünmek, niyeti Allah için yapmak daha başta her iki tarafı da olası sorunlardan koruyacaktır. Yahut sorunları aşmada yardımcı olacaktır. Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v) müjdesine göre: “Evlenen kimse dininin yarısını korur, diğer yarısı için de Allah’a karşı gelmekten sakınsın.” Ayrıca insanoğlunun ölünce üç ameli dışında her ameli kesilir. Öldükten sonra kesilmeyip kendisine sevap getiren amellerinden biri de salih evlat sahibi olmaktır. Evlenmek evlada vesiledir. O halde hayırlı bir evlilik yapmak için niyetlerden biri de salih evlat yetiştirme gayesi olmalıdır.

Elbette gençler olarak boy, pos, güzellik, yakışıklılık, maddiyat aranacaktır, istenecektir. Ancak ilk şart ve vazgeçilmez bir özellik olarak bunların üzerinde durulmamalıdır. Nice fidan boylular, kaşı gözü güzeller, dış görünümü ile mağrurlar, kendini beğenmişlikleri, kaprisleri ile karşı tarafı yıldırmışlardır. Üstelik bir kaç yıl içinde sönüp gidecek olan ya da bir hastalığa yakalanmakla bozulacak olan güzelliklere bağlanmak sadece geçici bir heves olarak kalacaktır. Oysa fiziki güzelliği çok da ahım şahım olmayan birçok kız/erkek iç güzellikleri ile eşinin bir ömür boyu sevgisini kazanmış, mutluluğuna mutluluk katmıştır.

Ölçü yine dinimizin emirlerinde gizlidir. Her iki taraf için de küfüv yani denklik şartı aranmaktadır. Güzellikte, malda mülkte, soyda, kültürde, sosyal ve ailevi yapıda birbirine uyumlu gençlerin bir araya gelmeleri evliliklerinde daha az sorun yaşamalarına ve yaşadıkları sorunları daha kolay atlatmalarına yardımcı olacaktır.

EVLİLİK BİZİ OLGUNLAŞTIRIR

Evlilik, tasavvufu yaşamaya çalışanlar için nice hikmetlerle doludur. Bunlardan biri de nefisle mücahededir, nefis terbiyesidir. Zira huyları, mizaçları, ilimleri, anlayışları farklı iki ailede yetişmiş olan kişilerin evlenerek bir araya gelmesi durumunda çeşitli konularda anlaşmazlık, fikir uyuşmazlığı görülecektir. Bu gayet normaldir. İşte bu zorluklarla karşılaşanlar için evlilik, önce kişiye kendi nefsini tanıtacak, sonra da güzel ahlakı ve insanlarla iyi geçinebilmenin sırlarını öğretecektir. Eşinin ve çocuklarının haklarını korumaya, üstlendiği sorumlulukları adil bir şekilde yerine getirmeye çalışan kişi menziline çok daha kolay varacaktır. Kısacası evlilik insanı derviş eder, kamil eder. Evlilik insanı Hakk’a yakın eder. Malum tek başına olan insanın kemalatı belli olmaz.

KIZIMI KİME VEREYİM?

Orta Asya’da Merv şehrinde bir kadı’nın yani hakimin bir kızı vardı. Merv şehrinin bir çok ileri geleni hakimin kızıyla evlenmek istemişti. Ancak o, kızını takva sahibi birine vermek istiyordu. Bunun için Merv şehrindeki insanları inceledi. Allah’tan en çok korkan, Rabbi’nin, Rasulü’nün yolundan giden insanları aradı. Bula bula kendi kölesini buldu. Çünkü ondan daha takvalı, ondan daha abid kimse yoktu. Kölenin ismi Mübarek idi.
Kadı’nın kendi kölesi olan Mübarek muttaki, dindar, haya, ibadet ve iffet sahibi biriydi. Kadı köleye nikahı kıydı. Ancak köle kırk gün kadı’nın kızının yanına varmadı. Tabii kız annesine, annesi de kocasına durumu iletti. Kadı sinirlendi Mübarek’i çağırdı ve sordu: “Kırk gündür kızıma selam vermez misin?” Mübarek bu soruyu şöyle cevapladı: “Evet bu söz doğrudur. Yalnız izin ver neden olduğunu açıklayayım. Sen kadısın. Hükmünde eğrilik olabilir, kazancına haram karışabilir. Adaleti gözetemezsen, zulüm yaparsan, nimetlere şükredemezsen senin sofran haram olur. Ben alimlerden duydum, haram lokma kırk günde çıkar. Senin kızından haramlar çıksın, zürriyetinden Allah velisi olsun diye dokunmadım. Kırk birinci günü ona güzel bir damat olurum.” Evet Mübarek kırk birinci günü kadı’nın kızına damat oldu ve böylelikle evliya alimlerin en büyüklerinden meşhur Abdullah bin Mübarek doğdu.

Semerkand Aile Dergisi 64.Sayı

( 2253 ) kez okundu     -     05.03.2013   mstfkarsli ekledi     Tweetle    Paylaş 
evlilik, gençler ve evlilik, Gençler Evlilikten Kaçıyor mu, GENÇLER EVLİLİKTEN Mİ KORKUYOR, SORUMLULUKTAN MI, gençlik ve evlilik, gençlerin evliliğe bakışı, gençler neden evlenmez, evlilikten beklenti, erkeklerin evlilikten beklentileri, erkeklerin evlilikten beklentileri, ne niyetle evlenilmeli
Ziyaretçi Yorumları
( 0 ) Yorum
Tümünü Göster
Yorum Ekle
Güvenliğiniz için iP adresiniz kaydedilmektedir. Herhangi bir Hukuki Dava ile karşılaşmamak için hakaret içeren sözler ve argo kelimeler kullanmayınız.
İsim
:
Yorum
:
En fazla 400 karakter
Şehir
: <<-- Güvenlik kodu:
E-Posta
: -->>
 
E-Posta adresi Yayınlanmaz
Güvenliğiniz için ip adresiniz (54.225.26.44) kaydedilecektir.
  Yeni Makaleleri Takip etmek İstiyorum. Adresime E-Posta Gelmesini Onaylıyorum.
BENZER YAZILAR
   yeter ki OKU  
 Aktif ziyaretçi : 5
 Bugün : 333
 Toplam : 1801835
ZMK BİLİŞİM HİZMETLERİ       © 2010 

Site Haritası


5