Ebu Hureyre'nin (r.a.) anlattığına göre: Hz. Peygamber (a.s.) "Müslüman, kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmasın" buyurmuştur. - Müslim, Büyu' 9 (l, 1154)
 ANASAYFA   HAKKINDA   İLETİŞİM 
Haber Kaynağına Abone Ol    ARAMA  :       
Ağız Diş Sağlığı
Aile Hayatı
Anne Adaylarına
Bilişim Teknolojileri
Çocuk Gelişimi
Damak Tadı
Dinimi Yaşıyorum
Edebiyat-Şiir
Evinizi Güzelleştirin
Gök Bilim
Gözümün Nuru NAMAZ
Günlük Hayata Dair
Hayvanlar Alemi
Helal Yaşam
İlk Yardım
İslamiyet
Karış Karış Anadolu
Kıssadan Hisse
Kişisel Bakım
Kişisel Gelişim
Lokman Hekim
Örnek Şahsiyetler
Rüya Tabirleri
Sağlık
Tekrar Tekrar Oku
Türk-İslam Tarihi

Müslümanın Yılbaşısı

Müslümanın Yılbaşısı
 + Yazıyı Büyüt    - Yazıyı Küçült           

Müslümanız ama hakiki manada yaşamıyoruz. Çoğumuz kimlikten öte gidemiyor. Hep özeniyoruz ve özendiriliyoruz. Neye? İslam'a ve Kur'an'a yakışmayacak boş şeylere... Yılbaşı geldi bakalım Müslümanlar Müslümanlık mı yapacak yoksa özenti çerçevesinde hristiyanlık mı? Aşağıda bununla ilgili güzel bir yazı paylaşıyorum:

Kur’ân Ekseninde Yılbaşı.

Taşıdığı canı, bir emanet ve nimet olarak algılama bilincinde olan her insan, hayatının muhasebesini fırsat bulduğu her an yapabilme kabiliyetine de sahiptir. İnsan hayatının anlamı nedir? Akıl ve irade sahibi olan insanın varoluş sebebi nedir? Göklerde ve yerde ne varsa hepsi hizmetine verilen1 insan, hayatını nasıl tanzim etmelidir? Göklerin ve yerin taşımaktan çekindiği akıl, irade emanetini ya da şer’î emirleri2 yüklenen insanın3 fanî dünyadaki icraatı nasıl olmalıdır? Bütün bunlara ve benzeri sorulara cevap aramak, sorumluluk şuurunda olan ve âhirete yakînî olarak inanan herkesin yapması gereken murakabe ve muhasebedir.

Aslında Allah’ın âyetlerinden olan4 gece-gündüz, yaz-kış, ilkbahar-sonbahar, güneş-ay, yıldızlar ve bütün gezegenler dünyanın faniliğini, bir geçimlikten, bir gölgeden ibaret olduğunu bizlere bildirmekte ve göstermektedir.

Her gün güneşin batış ve doğuşu, âhirete biraz daha yaklaştığımızın habercileridir. Fakat her miladî ya da hicrî yılın bitiminde dünya kamuoyunda yılbaşı olarak telakki edilen günün, ayrı bir özelliği, uyarısı, tefekküre ve murakabeye davet edişi vardır ki, aklını Allah’a kulluk bilincinde kullanmaya çalışanlar için bu vazgeçilmez değerlerin unutulması mümkün değildir. Yılbaşı denilen ve insanlığın ciddi manada savrulma ve kulluktan uzaklaşma yaşadığı bu günü, gerekli, detaylı ve derin bir tefekkürle kendine gelme günü olarak da telakki etmek mümkündür. Zira kocaman bir yıl geride kalmış, hayır, hasenat ve iyilik namına ne varsa hepsi kayıt altına alınmış, şer, isyan, kötülük adına ne mevcutsa o da zapt edilmiştir. Öbür yıla kulluk bilinci ile girerek iyilikleri artırmak ve korumak mümkün olduğu gibi, tevbeden uzak bir şekilde kötülükleri artırarak girmek de mümkün olabilmektedir. Söz konusu yılbaşları, diğer bir cihetten âhirete biraz daha yaklaştığımızı, dünyada bize tanınan ömrün biraz daha azaldığını da göstermektedir.

Dünyanın faniliği, içinde bulunan ve kendisi uğruna biriktirilen, doyumsuz hırslarla elde edilen, saklanan, bitmeyeceği sanılan bütün maddi varlıkların da sonlu olduğunu vurgulamaktadır. Her şey dünyada kalacak, insanın en başta yakınları, malı, serveti ve taşıdığı göz kamaştırıcı bütün değerleri, ölümüyle birlikte onu terk edecektir. “Servet ve oğullar dünya hayatının süsüdür; ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha layıktır5 âyeti, Allah rızası için yapılan salih amelin sürekliliğinden söz etmektedir. Şâyet kazanılan mal, elde edilen ilim hak rızasına matuf olarak tahsil edilmiş ve harcanmışsa, onların sevapları kalıcı olacak ve ebediyet âlemine doğru uzanarak kişinin kurtuluşuna vesile olacaktır.

Sahip olduğumuz bütün dünyevî değerleri geride bırakacağımıza önemle işaret eden şu âyet, her insan için ciddi bir irşat ve uyarı niteliğindedir. “Andolsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız6 Müfessir Hazin’in (ö. 741/1340), açıklamasına göre, insan, mallarını, evlatlarını, faydalandığı her çeşit nimeti ve kısacası Allah Teâlâ’nın kendisine lütfettiği her şeyi, arkasında yani dünyada bırakacaktır.7 Bu âyet, her ne kadar Haktan yüz çeviren müstekbirlere ve müşriklere gönderme yapsa da bütün insanların ders alması gereken âyettir. Zira her insan ölümü tadacak ve dünyada sahip olduğu her şeyi bırakmak zorunda kalacaktır.

Herkesin yakînen bildiği gibi insan, dünyaya tek bir nefis olarak, mal, mevki, arkadaş, dost olmaksızın gelmiştir. Geriye dönüşü ve Allah’ın huzuruna çıkışı da aynı şekilde, dünyada oluşan her türlü ilişkileri kesilerek, kazanılmış dünyevî imkânları arkada-geride kalarak, gerçekleşecektir.8

Yılbaşı, hayatın muhasebesine yönelik gerçekleri ihtiva etmelidir. İmtihan için geldiğimiz şu dünyada bir yıllık ömrümüzün daha geçip gittiğinin farkında olabilmek, onun artısı ve eksisi ile birlikte muhasebesini yapabilmek için, yılbaşının bir fırsat olarak değerlendirilmesi büyük önem kazanmaktadır.

Sahip olduğu imkânlar vasıtasıyla sınanmak için bu dünya hayatına gelen insanın gerçek yönü, kendisi bunun farkında olmasa ve tersini işlese bile, geldiği yer olarak manevî dünyadır. İnsan, bir ömür boyu bu dünya hayatının geçimlik vasıtaları olan mal, servet, makam peşinde koşar, bütün enerjisini bunlar uğrunda harcar. Vaktaki ölüm gerçeği ile karşılaşır, fıtrî olarak yönelmeye meyyal olduğu sonsuzluk dünyasına yöneldiğinde, bir ömür uğruna feda ettiği tüm maddi dünyanın kazançlarını terk etmek durumunda kalır. Bundan böyle insana, geleceği yerde bu kazandıkları değil, kazandığı bu şeyler vasıtasıyla oraya yönelik elde ettiği manevî kazançlar fayda verecektir. Eğer böyle bir manevi kazanç olmamışsa, geride bıraktığı onca mal ve servetin derin üzüntüsü ve hasreti ayrı bir ceza olacaktır. Nitekim ilgili âyette bu husus, “Ve hayatta iken size bahşettiğimiz her şeyi arkanızda bıraktınız”, cümlesiyle ortaya koyulmuştur.9

Bütün bu izahların neticesinde şunu söyleyebiliriz: Yılbaşı, hayatın yıllık muhasebesini yapmak için bir vesile olarak değerlendirilmeli, İslam’ın yasak kıldığı şeylerden uzak durarak öbür yıla adım atmalı, kendimiz, ailemiz ve bütün Müslümanlar için Allah’tan bağışlanma ve esenlik dileklerimizle yeni yıla girmeliyiz. Ömrümüzden bir yılın daha eksildiğinin farkına vararak ibadet ve tâatlarımızı tekrar gözden geçirmeli, âhirete yönelik hazırlıklarımızın seviye ve kalitesini yeniden muhasebe etmeliyiz.

Dipnotlar: 1) Câsiye, 45/13. 2) Hasan Basri Çantay, Kur’ân-ı Hakîm ve Meâli- Kerîm, İstanbul, 1974, Ahzâb, 72. âyetin izahı. 3) Ahzâb, 33/72. 4) Yâsîn, 36/37-39; Kasas, 33/71-73; Fussilet, 41/37 vb. 5) Kehf, 18/47. 6) En’am, 6/94. 7) Hazin, Alâuddin Ali b. Muhammed b. İbrahim, Lübâbu’t-Te’vîl fî Meâni’t-Tenzîl, Beyrut, ts. (Kitabun Mecmuatün mine’t-Tefâsîr içinde) 8) Yaşar Düzenli, Uslüb ve Semantik Açıdan Kur’ân ve Şefaat, Pınar Yayınları, İstanbul, 2008, s. 131. 9) Düzenli, Yaşar, a.g.e., s. 133.

Dr. Kerim Buladı
Altınoluk Dergisi - 2012 - Aralık, Sayı: 322, Sayfa: 024

( 1378 ) kez okundu     -     29.12.2012   mstfkarsli ekledi     Tweetle    Paylaş 
müslümana göre yılbaşı, Müslümanın Yılbaşısı, yılbaşı kutlamaları, islama göre yılbaşı, kurana göre yılbaşı, Kur'an'a göre yılbaşı kutlamak, yılbaşı kutlamak caizmi
Ziyaretçi Yorumları
( 0 ) Yorum
Tümünü Göster
Yorum Ekle
Güvenliğiniz için iP adresiniz kaydedilmektedir. Herhangi bir Hukuki Dava ile karşılaşmamak için hakaret içeren sözler ve argo kelimeler kullanmayınız.
İsim
:
Yorum
:
En fazla 400 karakter
Şehir
: <<-- Güvenlik kodu:
E-Posta
: -->>
 
E-Posta adresi Yayınlanmaz
Güvenliğiniz için ip adresiniz (54.92.153.90) kaydedilecektir.
  Yeni Makaleleri Takip etmek İstiyorum. Adresime E-Posta Gelmesini Onaylıyorum.
BENZER YAZILAR
   yeter ki OKU  
 Aktif ziyaretçi : 2
 Bugün : 693
 Toplam : 1704125
ZMK BİLİŞİM HİZMETLERİ       © 2010 

Site Haritası


2