İçkiden sakınınız; Çünkü o her kötülüğün anasıdır. - Hz.Muhammed (sav)
 ANASAYFA   HAKKINDA   İLETİŞİM 
Haber Kaynağına Abone Ol    ARAMA  :       
Ağız Diş Sağlığı
Aile Hayatı
Anne Adaylarına
Bilişim Teknolojileri
Çocuk Gelişimi
Damak Tadı
Dinimi Yaşıyorum
Edebiyat-Şiir
Evinizi Güzelleştirin
Gök Bilim
Gözümün Nuru NAMAZ
Günlük Hayata Dair
Hayvanlar Alemi
Helal Yaşam
İlk Yardım
İslamiyet
Karış Karış Anadolu
Kıssadan Hisse
Kişisel Bakım
Kişisel Gelişim
Lokman Hekim
Örnek Şahsiyetler
Rüya Tabirleri
Sağlık
Tekrar Tekrar Oku
Türk-İslam Tarihi

GENÇLİĞİN FLÖRTLE İMTİHANI

GENÇLİĞİN FLÖRTLE İMTİHANI
 + Yazıyı Büyüt    - Yazıyı Küçült           

Maalesef gençliğimiz günümüzde edepten hayadan o kadar uzaklaştı ki, küffarın birer kölesi olma yolunda hızla ilerlemektedirler. Bilinçli bir müslüman olarak bu gidişe dur demeliyiz. Aşağıda Semerkand Aile dergisindeki güzel bir yazıyı aktarıyorum.

Çağımızda gayrimeşru ilişkiler o kadar alenileşti ki, en uç seviyede birliktelikler bile sıradanlaştı. Avucumuzun içine sığacak kadar küçülen dünyanın diğer ucunda neler olup bittiğini anında bilmemizin mümkün olduğu bir zamanda medya tarafından önümüze sunulan dejenere hayatlar ve çarpık ilişkiler, bizi biz yapan edep, haya, mahremiyet gibi kutsal değerleri itibar edilmez hale sokuyor. Çünkü değerlerimize aykırı unsurlar seyredile seyredile, kötü ve yanlış bulunsa bile artık normalleşmeye, sıradanlaşmaya başlıyor

Kız-erkek ilişkilerindeki çarpıklıklar da bu anlamda gerek müzik klipleri, gerek reklam filmleri, gerekse yerli ve yabancı diziler yoluyla her gün adeta damarlarımıza kuvvetli bir zehir gibi zerk edilmeye devam ediyor. Eskiden aile yanında seyredilemeyen bu yüz kızartıcı yapımlar, artık maaile (ailece) gayet rahat bir şekilde izlenebiliyor. 

MEDYA GENÇLERE “EVLENMEYİN, FLÖRT EDİN” DİYOR

İnsanın romantizmi hayatının merkezine koyduğu dönem gençlik yıllarıdır. Tv’de gördüğü allı pullu aşklara bakıp “Ben de bundan istiyorum” diye düşünen gençler adeta aşık olmak için yaşamaya başlar. Öyle ki dizilerde beğendiği tiplerin bir benzerini gerçek hayatta da arar veya kendini o popüler karaktere benzetmeye çalışır. İzlediği romantik komedilerdeki gibi her şeyin yolunda gideceği, mutlu sonla bitecek bir aşkın düşünü kurar. Ancak bir çok genç için mutlu son sadece kavuşmaktan ibarettir, evlenme mevzusu neredeyse hiç akla getirilmez. Çünkü medyada gösterilen romantik aşkların nikahsız birliktelikler olması ve ancak çocuk sahibi olmak için evlenilebileceği kodlaması ister istemez aşkı sadece flört alanına hapsetmektedir. Ayrıca evliliğin aşkı öldüren, kişiyi özgürlükten mahrum bırakıp mutsuz eden bir kurum gibi zihinlere kazınması da bu algıya büyük katkı sağlar.

Sevmek ve sevilmek insanın yaradılışında olan özelliklerdir, dolayısıyla böyle romantik hayallerimizin olması son derece doğaldır aslında. Doğal ve normal olmayan, helal dairenin dışına çıkmak ve hayatımızı, karakterimizi, kişiliğimizi sadece ve sadece bu beklentiye odaklayarak gençliğimizi harcamaktır. Evliliği öteleyip, helal ve haram sınırlarını aşarak flört yanlışına düşmektir.

FLÖRTÜN YAŞI DÜŞÜYOR AMA EVLİLİĞİN YAŞI YÜKSELİYOR

Gençliğin flört tarzı ilişkilere meyletmesinin bir diğer körükleyicisi de, son yıllarda toplumumuza empoze edilmeye çalışılan “geç evlenme” düşüncesi. Evlenme yaşının 30’lara çıkması, zaten erken yaşlarda uyarılmış olan genç zihinlerin daha da bocalamasına sebep oluyor. Sevmek/sevilmek isteği ve doğru insanı bulma adına çeşitli yanlış ilişkilere girilmesi, gayri ahlaki yaşam tarzlarının benimsenmesi, hem erken yaşta duygusal ve fiziksel anlamda kişiyi yıpratıyor, hem de birçok önemli değerin kaybedilmesine yol açıyor. Zaman geçtikçe de genç, evlenmek için ne kimseyi beğenebiliyor, ne de kendisini beğenip evlenecek bir kişi bulabiliyor.

Bedenen ve ruhen sağlıklı, iffetli bir genç neslin yetişebilmesi için gerek ailelere, gerek eğitimcilere, gerekse gençlerin kendisine önemli görevler ve sorumluluklar düşüyor. Rehber öğretmen Esra Karabacak flört meselesinde bereketli bir memba gibi algılanan sosyal medyaya özellikle dikkat çekiyor. Bu mecranın doğru kullanımının önemini, ailenin çocuğunu bu konuda izlemesi ve sınırsız bir kullanım izni vermemesi gerektiğini belirtiyor. Karabacak, ayrıca gençlerin duyguların ağır bastığı zamanlarda bu konunun olası sonuçlarını, doğabilecek sorunları gerçekçi olarak düşünmelerini tavsiye ediyor. Hayal dünyasına kapılmadan mantıklarını çalıştırmalarının önemli olduğunu ifade ediyor. 

“Boşluğa düşmek, bir işle meşgul olmamak da gençleri yanlış ilişkilere veya zararlı alışkanlıklara itebilir. Bu yüzden gençler olumsuzlukların hayatlarını doldurmaması için spor, sanat, hobi gibi çeşitli aktiviteler, faydalı hizmetlerle meşgul olmalılar” diyen Karabacak sözlerine şöyle devam ediyor: “Gençlerin hedeflerinin olması lazım. Burada hedeften kasıt sadece üniversiteye girmek, kariyer edinmek değildir. Ne yapıyor olursa olsun onu en iyi şekilde gerçekleştirmeye, kendini geliştirmeye, ‘Bugün daha iyi ne yapabilirim?’ diye düşünmeye çalışmalıdır. Özeleştirisini objektif bir biçimde yapabilen, kendisini değerlendirerek olumlu-olumsuz yanlarını yakalayabilen gençler kazançlı çıkacaklardır. Bir de çevre desteği ve doğru arkadaş seçimi bilhassa karşı cinsle yaşanabilecek yanlış ilişkilerin önüne geçmede fayda sağlayacaktır. Güvendiği, sevdiği, sorunlarına çözüm getirebileceğine, kendisini doğru yönlendireceğine inandığı bir yakınıyla halini, derdini paylaşabilmeli.”

ZİNAYA YAKLAŞMAMAK

Yarattığı kullarını en iyi şekilde bilen Rabbimiz bizi ne güzel uyarmış “Zinaya yaklaşmayın!” (İsra, 32) diye buyururken. O çirkin fiile giden yolları tıkayarak kendimizi korumamızı emretmiş. Eskiler “Ateşle barut bir arada olmaz” derlerdi. Bu, karşı cinsten biriyle sürekli bir arada, yakın ortamlarda, başbaşa bulunmanın sakıncalarını ortaya koyan doğru bir benzetme. Beraber büyümüş olunsa da, iki tarafın kalbinden kötü bir niyet geçmiyor olsa da kural açık. Nefsimizin ve şeytanın ne oyunlar oynayabileceğini biz bilemeyiz ama onları yaratan elbette çok iyi bilir. Allah Rasulü de (s.a.v) bu konuda bizleri şöyle uyarıyor: “Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa, yanında mahremi olmayan bir kadınla yalnız kalmasın; çünkü böyle bir durumda üçüncüleri şeytandır.” (Müslim)

Farklı cinslerin birbirinden etkilenmeyeceğini iddia etmek imkansızdır. Cenab-ı Hak kadını ve erkeği imtihan için böyle takdir etmiştir. Bu yüzden aşık olup da gayrimeşru yollara sapmadan iffetini muhafaza etmek hakikaten zordur ancak unutmayalım ki kazancı da boldur.

Nurbahar AYDIN - http://www.semerkandaile.com/Detay.aspx?YaziID=1605&Sayi=72

( 1541 ) kez okundu     -     18.11.2012   mstfkarsli ekledi     Tweetle    Paylaş 
gençliğin flörtle imtihanı, flört, flört etmek, dinde flört, flört caizmi, gençlik ve arkadaşlık, gençlik ve flört, manita, flörtün zararları
Ziyaretçi Yorumları
( 0 ) Yorum
Tümünü Göster
Yorum Ekle
Güvenliğiniz için iP adresiniz kaydedilmektedir. Herhangi bir Hukuki Dava ile karşılaşmamak için hakaret içeren sözler ve argo kelimeler kullanmayınız.
İsim
:
Yorum
:
En fazla 400 karakter
Şehir
: <<-- Güvenlik kodu:
E-Posta
: -->>
 
E-Posta adresi Yayınlanmaz
Güvenliğiniz için ip adresiniz (54.80.68.137) kaydedilecektir.
  Yeni Makaleleri Takip etmek İstiyorum. Adresime E-Posta Gelmesini Onaylıyorum.
BENZER YAZILAR
   yeter ki OKU  
 Aktif ziyaretçi : 1
 Bugün : 1029
 Toplam : 1681064
ZMK BİLİŞİM HİZMETLERİ       © 2010 

Site Haritası


1