Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma. Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir. - İsrâ, 17/26-27
 ANASAYFA   HAKKINDA   İLETİŞİM 
Haber Kaynağına Abone Ol    ARAMA  :       
Ağız Diş Sağlığı
Aile Hayatı
Anne Adaylarına
Bilişim Teknolojileri
Çocuk Gelişimi
Damak Tadı
Dinimi Yaşıyorum
Edebiyat-Şiir
Evinizi Güzelleştirin
Gök Bilim
Gözümün Nuru NAMAZ
Günlük Hayata Dair
Hayvanlar Alemi
Helal Yaşam
İlk Yardım
İslamiyet
Karış Karış Anadolu
Kıssadan Hisse
Kişisel Bakım
Kişisel Gelişim
Lokman Hekim
Örnek Şahsiyetler
Rüya Tabirleri
Sağlık
Tekrar Tekrar Oku
Türk-İslam Tarihi

Fatih Sultan Mehmed'den GENÇLERE FETİH Dersleri

Fatih Sultan Mehmed'den GENÇLERE FETİH Dersleri
 + Yazıyı Büyüt    - Yazıyı Küçült           

On iki yaşında tahta çıkıp olgunluk mahsulü bir bildiri ile babasını tekrar devletin başına çağıran ve 21 yaşında dünyanın gözbebeğini fetheden Fatih Sultan Mehmet, yaşadığımız dönem itibariyle bizim için tarihte saklı bir hazine gibi duruyor. Oysa şehirlerin yerini gönüllerin aldığı çağımızda Fatih’in fetih perspektifinden çizilen portresini, gençlerin “gönül fatihi olma” yolunda doğru okumaları gerekiyor. Zira o, İstanbul’u fethedip Müslümanların sekiz asırlık rüyasını gerçekleştirirken aynı zamanda ardı sıra gelen gençlere, kendi çağlarındaki fetih hareketleri için en güzel örneği sunuyor.

“Ya Bizans bizi alır, yahut da biz Bizans’ı alırız!”

Sultan II. Murad, Hacı Bayram-ı Veli’ye (k.s) “Acaba İstanbul’un fethi kime müyesser olacak?” diye sorduğunda, hazret o zaman küçük yaşlarda olan şehzade Mehmet’i gösterip, “Feth-i mübini görmek şu beşikteki şehzade ile köse Akşemseddin’e nasip olacak!” cevabını verir.

Bu kutlu müjdenin neticesinde, Efendimiz’in (s.a.v) hadisinde övdüğü İstanbul fatihinin şehzade Mehmet olduğu anlaşılır. Bu bilinçle yetiştirilen Mehmet, İstanbul’u almaya kararlıdır. İkinci kez tahta çıktığında söylediği söz bu kararın kesinliğini anlatmaya yeter: “Ya Bizans bizi alır, yahut da biz Bizans’ı alırız!”

Manisa’da geçirdiği şehzadelik döneminde, devrin en kuvvetli hocalarından dersler alarak fen ve teknik bilgileriyle; fıkıh, tefsir, kelam gibi dini çalışmaları paralel yürütür. İstanbul’un fethinde kullanılan ve o zamanın en tesirli silahı olan topların balistik hesaplarını kendisi yapıp bir fizik mühendisi gibi çalışan Fatih aynı zamanda Avni mahlasıyla şiirler yazar. İlim meclislerinde görüş belirtir hale gelir. Kalbini ise büyük bir tasavvuf erine teslim etmiştir. Onun rehberliğiyle, tüm bu karmaşık devlet işlerinin içinde kalbini diri tutmayı öğrenir, manen olgunlaşır.

Tarihle de ciddi manada meşgul olup geçmiş devletleri ve hükümdarları inceleyerek kendisine sağlam bir yol çizer. Başarısındaki bir diğer önemli etken de planlı ve sistemli çalışmasıdır. Atacağı adımları önceden belirler ve ona göre hareket eder. Plan yaparken bakış açısını bugünle sınırlamayıp ileriye dönük düşünmesi de devrimizin gönül fatihi olacak gençlerin üzerinde durması gereken bir detaydır.

Önce kendini fethet!

İstanbul’dan önce kendi içindeki fetihleri halleder Fatih. Onun manevi eğitiminde en etkili isim Akşemseddin hazretleridir. Fatih bir yandan devrin en ünlü alimlerinden zahiri ilimleri alırken bir yandan da Akşemseddin hazretlerinden mana ilminin hazinelerini devşirir. Hakiki zaferin ancak nefsini kontrol etmeyi başarıp “hürler” kafilesine katılan kimselere nasip olduğunu bilen Akşemsettin, bu sebeple Fatih’e önce kendisiyle hesaplaşmayı öğretir. Neticede İstanbul, kendisini manen fethedecek olan bu hükümdara kapılarını açar. İstanbul’u fethettiği gün söylediği şu söz “Akşemseddin ruhu”nu fetih insanlarına tanıtacak bir mihenk taşıdır: “Bende gördüğünüz bu sevinç ve huzur, yalnız bu kalenin fethinden değil; Akşemseddin gibi aziz ve mübarek bir Allah dostunun benim zamanımda ve benimle beraber olmasındandır.”

Fatih’i tanımak, idealini anlamak, nicedir sıkışıp kaldığımız Doğu-Batı arasındaki araftan kurtulmamız ve geleceğe iradeli adımlarla yürümemiz bakımından da biz gençler için bir nirengi noktası. O hem Doğu’yu yakinen bilir, hem de Batı’yı... Bu bakımdan eğitimi süresince Arapça ve Farsça’nın yanında Latince, Yunanca ve Sırpça da öğrenir. Şayet Fatih’in fethe giden yoldaki başarı sırlarını anlar ve benimser isek geleceği olacağımız dünyanın çehresi kuşkusuz daha aydınlık olacaktır.

Alman tarihçi Troçke’nin dediği gibi, “Tarih, ‘geçmişi bilmek’ ilmi değil, ‘geleceği yapmak’ sanatıdır.” Bu bakımdan Fatih Sultan Mehmet’in ilmi yönü, idealistliği, mutasavvıflığı, sistemli çalışması, hem Doğu hem de Batı’yı bilmesi, geleceği inşa eden biz gençlere orta çağdan yön gösteriyor. Hiç şüphesiz Fatih’in adımlarını takip etmek onun peşinden nice fetihlere kapı açacaktır.

Semerkand Aile Dergisi

( 2315 ) kez okundu     -     11.04.2012   mstfkarsli ekledi     Tweetle    Paylaş 
fatih sultan mehmetten gençlere fetih dersleri, fatih sultan mehmed fetih, 1453 fetih, istanbulun fethi, fatihden fetih dersleri
Ziyaretçi Yorumları
( 1 ) Yorum
Tümünü Göster
Mustafa KARSLI - Aksaray - 11.04.2012 19.29
     Özürdileriz Ecdadımız, Fatihimiz özürdileriz sana layık torun da olamadık emanetine sahip de çıkamadık özürdileriz... Gençliği oyundan oynaştan alıkoyamadık özürdileriz...

Yorum Ekle
Güvenliğiniz için iP adresiniz kaydedilmektedir. Herhangi bir Hukuki Dava ile karşılaşmamak için hakaret içeren sözler ve argo kelimeler kullanmayınız.
İsim
:
Yorum
:
En fazla 400 karakter
Şehir
: <<-- Güvenlik kodu:
E-Posta
: -->>
 
E-Posta adresi Yayınlanmaz
Güvenliğiniz için ip adresiniz (54.224.235.183) kaydedilecektir.
  Yeni Makaleleri Takip etmek İstiyorum. Adresime E-Posta Gelmesini Onaylıyorum.
BENZER YAZILAR
   yeter ki OKU  
 Aktif ziyaretçi : 4
 Bugün : 496
 Toplam : 1707539
ZMK BİLİŞİM HİZMETLERİ       © 2010 

Site Haritası


4