Allah'ım! Beni iyilik işledikleri zaman sevinen ve kötülük yaptıkları zaman bağışlanma dileyen kullarından eyle. - İbn Mâce, "Edeb", 57
 ANASAYFA   HAKKINDA   İLETİŞİM 
Haber Kaynağına Abone Ol    ARAMA  :       
Ağız Diş Sağlığı
Aile Hayatı
Anne Adaylarına
Bilişim Teknolojileri
Çocuk Gelişimi
Damak Tadı
Dinimi Yaşıyorum
Edebiyat-Şiir
Evinizi Güzelleştirin
Gök Bilim
Gözümün Nuru NAMAZ
Günlük Hayata Dair
Hayvanlar Alemi
Helal Yaşam
İlk Yardım
İslamiyet
Karış Karış Anadolu
Kıssadan Hisse
Kişisel Bakım
Kişisel Gelişim
Lokman Hekim
Örnek Şahsiyetler
Rüya Tabirleri
Sağlık
Tekrar Tekrar Oku
Türk-İslam Tarihi

MÜSLÜMAN OLMAM NE YAPMAYI GEREKTİRİR?

MÜSLÜMAN OLMAM NE YAPMAYI GEREKTİRİR?
 + Yazıyı Büyüt    - Yazıyı Küçült           

İslâmiyet'e mensup olmanın ve bu dine bağlanmanın ilk şartı, Müslüman kimsenin inancının sağlam ve doğru olması, yüce Allah'ın kitabı ve Peygamberi'nin (s.a v) sünnetine uygun olmasıdır. Müslüman; fazilet sahibi ilk Müslümanların ve din imamlarının inandıkları şeylere inanır. Çünkü bütün ümmet; iyilik, itaat, takva ve yüce Allah'ın dinini doğru anladıklarına dair onların lehinde şehadet etmiştir. 

İnancımda Müslüman olabilmem, şunları yapmamı gerektirir.

1. Kâinatın yaratıcısının, hakîm (her şeye hükmeden), kadîr (her şeye gücü yeten), âlim (her şeyi bilen) ve kayyûm (her şeyi tutan, koruyan) bir Allah olduğuna inanmam lazımdır. Çünkü bu kâinattaki güzellik, mükemmellik, düzen ve kâinatın parçalarının birbirine muhtaç olması bunun en iyi delilidir. Şöyle ki; yüce kudret sahibi olan Allah'ın (kâinata koyduğu kanunlar) olmasaydı kâinatın yerinde kalması ve devam etmesi imkânsız olurdu. 

"Eğer yerde ve göklerde Allah’tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Arşın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıklarından (ortaklara ve aracılara) muhtaç olmaktan münezzehtir (berîdir)" (Enbiyâ, 22) 

2. Yüce Allah'ın bu kâinatı, boş ve beyhûde yere yaratmadığına inanmam lazımdır. Çünkü kemâl (noksansızlık) sıfatı ile vasıflanan Zât'ın [Allah'ın (c.c)] yarattığı şeylerde beyhude davranması düşünülemez. O'nun gönderdiği peygamber ve vahiy olmaksızın Allah'ın (c.c) bu yaratılıştan ne kastettiğini etraflı bir şekilde anlamak imkânsızdır. 

"Bizim sizi boş yere bir oyun ve eğlence olarak yarattığınızı ve sizin Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız? Gerçek hüküm sahibi olan Allah yücedir. O'ndan başka ilah yoktur. O, (bütün kâinatı kuşatan, kâinatın. hayat kaynağı olan) yüce arşın Rabb'idir." (Mü'minûn, 117) 

3. Yüce Allah'ın kendisini insanlara tanıtmak, onların yaratılış gayelerini, neden yaratıldıklarını ve dönecekleri yeri onlara açıklamak için peygamberler gönderip kitaplar indirdiğine inanmam lazımdır. Bu kıymetli peygamberlerin sonuncusu, yüce Allah'ın sonsuza dek bâki kalacak bir mucize olan Kur'ân-ı Kerîm ile desteklediği Hz. Muhammed'dir (s.a.v.). Yüce Allah şöyle buyurmuştur: 

And olsun ki her ümmete 'Allah'a kulluk edin, şeytan(a tapmak)tan sakının diyen bir elçi gönderdik. Allah iç¬lerinden kimini doğru yola eriştirdi, kimi de sapıklığı hakketti..." (Nahl, 35) 

4. İnsanlığın varoluşunun yegâne gayesinin; bizzat ken¬di açıkladığı şekliyle yüce Allah'ı tanımak olduğuna inanmam, O'na itaat ve ibadet etmem gerekir ki, O şöyle buyuruyor: 

"Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler di¬ye yarattım. Ben onlardan rızık istemiyorum, Beni beslemelerini de istemiyorum. Şüphesiz rızık veren, sağlam kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır." (Zâriyât, 56-58) 

5. Allah'a inanan ve O'na itaat eden mü'min kimsenin mükâfatının cennet, Allah'ı (c.c) inkar eden ve O'na isyan eden kâfırin cezasının cehennem olduğuna inanmam lazımdır. 

"İnsanların bir takımı cennete, bir takımı da (çılgın alevli) cehenneme girer." (Şura, 7)

6. İnsanın iyi ve kötü amelleri, kendi irade ve arzusuyla işlediğine inanmam lazımdır. Fakat hayırlı işler, ancak yüce Allah'ın tevfik ve yardımı ile meydana gelir. Kötülük ise yüce Allah'ın iradesinin etkisiyle değil, ancak O'nun için ve iradesi çerçevesinde vuku bulur. 

"Nefse ve onu (insan biçiminde) şekillendirene, sonra da o nefse isyanını ve itaatını öğretene andolsun ki, nefsini temizleyen iflah olur. Onu kirleyip örten, ziyana uğramıştır." (Şems, 7-10) 

7. Kanun koymanın yalnız yüce Allah'ın hakkı olduğuna ve Allah'ın (c.c) koyduğu kanunlara tecavüz etmeye hiç kimsenin hakkı olmadığına inanmam lazımdır. Müslüman alimlerin ise ancak, yüce Allah'ın ortaya koyduğu kanunlar çerçevesinde bazı hükümler çıkarmak için ictihad edebileceklerine inanmam lazımdır: 

"Anlaşamadığınız herhangi bir şey hakkında da hüküm Allah'a aittir. İşte bu hükmü veren Allah benim Rabbim¬dir. Ben ancak O'na tevekkül ettim ve yalnız O'na sığındım." (Şurâ, 10) 

8. Yüce Allah'ın yüceliğine layık olan isimlerini ve sıfatlarını öğrenmem lazımdır. Ebû Hüreyre'den (r.a) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: 

"Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. (Yüzden bir eksik.) Kim onları ezberlerse cennete girer. Hem Allah tektir, tek olanı sever." (Buhârî: Daâvât, 69) 

9. Hz. Peygamber'in (s.a.v) tavsiyesine uyarak yüce Allah'ın zâtı hakkında değil, yarattıkları hakkında düşünmem lazımdır.

"Yüce Allah’ın yarattıkları hakkında düşününüz. Allah’ın zatı hakkında düşünmeyiniz. Çünkü siz O'nu hakkıyla takdir edemezsiniz." (Ebû Nûaym: Hilyetü'1-Evliyâ) 

10. Yüce Allah'ın sıfatlarına gelince; Kur'ân-ı Kerîm'in birçok âyeti onlara işaret etmiştir. Ulûhiyyetin yüceliği bu sıfatlara sahip olmayı gerektirir. Mesela yüce Allah'ın bekâ (devamlılık) ve kıdem (başlangıcı olmamak) sıfatlarına işaret eden âyetler vardır. Yüce Allah'ın muhalefetün li'l-havadis (sonradan varedilmiş olan yaratıkları benzemediği), çocuk, baba, eş ve benzerlerinden münezzeh olduğuna delalet eden âyetler vardır. Yüce Allah'ın kudretine, büyüklüğüyle her şeye galip geldiğine ve ilminin her şeyi kuşattığına delalet eden âyetler vardır. Yüce Allah'ın iradesine ve bu iradesinin bütün irade ve arzulardan üstün olduğuna delalet eden âyetler vardır. Yüce Allah'ın mükemmel hayat sahibi olup bu sıfatı ile vasıflandığına delalet eden âyetler vardır. Yüce Allah'ın kudretine, büyüklüğüyle her şeye galip geldiğine ve ilminin her şeyi kuşattığına delalet eden âyetler vardır. Yüce Allah'ın iradesine ve bu iradesinin bütün irade ve arzulardan üstün olduğuna delalet eden âyetler vardır. Yüce Allah'ın sonsuz ve insan aklının kavrayamayacağı sıfatlarına ve mükemmelliğine delalet eden pek çok âyetler vardır. O, bütün noksanlıklardan münezzehtir. O'nu övmenin sınırı yoktur. O, kendini övdüğü gibidir.(Bkz; Şehid İmam Hasan el-Benna, ` Akaid Risalesi" ve Abdulhakk’ın "Kadayâtü'I- Killiye lil-hikâd" adlı eseri. )

11. İmanla ilgili nasslarda te'vil (yorum) ve ta'til (iptal)'e son vermek ve inançla ilgili terimlerin manasını Allah'ın (c.c) ilmine havale etmek için selefin (ilk devir müslümanlarının) akâidle ilgili görüşlerine tabi olmanın daha iyi bir davranış olduğuna inanmam gerekir. Ayrıca sonraki alimlerin akâidle ilgili nasslarda yaptıkları yorumlar, onların kâfir veya fasık olduklarına hükmetmeyi gerekli kılmaz. Selefiye mezhebine inanmakla, akâidle ilgili konularda, eskiden ve şimdi yapılmakta olan uzun tartışmalara lüzum kalmaz. 

12. Yüce Allah'ın peygamberlerine gönderdiği vahiy çerçevesinde yalnız kendisine ibadet etmeyi ve diğer kimselere boyun eğmemeyi bildiren davetine uyarak yüce Allah'a ibadet etmem ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamam gerekir. 

"Andolsun Biz her millet içinde, Allah â kulluk edin, şeytana, putlara, kâhinlere tapmaktan kaçının diyen bir peygamber gönderdik." (Nahl, 36) 

13. Yalnız Allah'tan (c.c) korkmam ve başkasından korkmamam gerekir. Bu korkum, O'nu kızdıran ve O'nun haram kıldığı şeylerden beni uzaklaştırmalıdır. 

"Kim, Allah'a ve peygamberine itaat eder, Allah'tan korkar ve O'nun azabından sakınırsa işte kurtuluşa erenler onlardır." (Nûr, 52)

"Doğrusu, görünmediği halde Rab'lerinden korkanlara bağışlanma ve büyük ecir vardır." (Mülk, 12) 

14. O'nu zikretmem ve bu zikrime devam etmem lazımdır. Ayrıca susmamın tefekkür, konuşmamın zikir olması gerekir. Çünkü Allah'ı (c.c) zikretmek, en kuvvetli ruh ilacıdır. Zikir, zamanın felaketleri, hayatın keder ve musibetleri karşısında en etkili silahtır. İşte insanlığın bugün kendisine ihtiyaç duyduğu,şey fikir silahıdır. Yüce Allah şu sözüyle bunu doğrulamaktadır: 

“Onlar, inanmış ve kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşmuştur. İyi bilin ki, ancak Allah'ı anmakla kalpler huzura kavuşur" (Rad, 28) 

"Kim Rahman'ın zikrini görmemezlikten gelirse yanından ayrılmayacak bir şeytanı arkadaş veririz O şeytanlar, bunları yoldan çıkardıkları halde bunlar doğru yolda olduklarını zannederler." (Zuhruf, 36-37) 

Meşhur psikiyatri alimi Dr: Berril, ibâdetin ruh üzerindeki olumlu etkisini itiraf etmiş ve şöyle demiştir: 

"Gerçek dindar kişi, ruhî bir hastalığın sıkıntısını asla çekmez." 

Psikiyatri bilgini Dale Carniege de bu konuda şöyle demiştir: 

"Psikiyatri doktorları, kuvvetli bir imanın ve dine sımsıkı sarılmanın, ruhî ızdırap ve sinirsel sıkıntıyı yeneceğini ve hastaları bu ruhî hastalıklardan kurtarıp iyileştireceğini anlıyorlar." 

15. Ve Allah'ı (c.c) öyle sevmem gerekir ki, bu sevginin kalbimi, Allah'ın (c.c) yüceliğine aşık kılması, O'nun yolunda daima iyi işlerle uğraşma sağlayan ve O'nun yolunda canımı feda etmeye ve savaşmaya hazırlayan bir bağla Allah'a (c.c.) bağlanmalıdır. Dünya malı veya sıkı akrabalık bağlan, bunları yapmama engel olmamalıdır. Yüce Allah'ın şu âyetine boyun eğmem lazımdır: 

"Ey Resûlüm! O hicreti terk edenlere de ki, ¬Babalarınız oğullarınız, kardeşlerini, karılarınız soylarınız kazandığınız mallar, geçersiz olmasından korktuğunuz bir ticaret, hoşunuza giden meskenler, size Allah ve Resûlü’nden ve O'nun yolunda cihaddan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez." (Tevbe, 24) 

Yine yüce Peygamber'in (s.a.v) şu hadiste işaret ettiği imanın lezzetini tatmayı arzu etmem gerekir. 

"Şu üç haslet kimde bulunursa imanın tadını duyar.: Allah ve O'nun Resûlü’nü diğer,şeylerden daha fazla sevmek, sevdiğini yalnız Allah rızası için sevmek ve (Allah onu küfürden kurtardıktan sonra) ateşe atılmaktan hoşlanmayacağı gibi küfre dönmekten de hoşlanmamak." (Buhârî: İmân, 9) 

16. Her işimde Allah'a (c.c) tevekkül etmeliyim ve her işimde O'na güvenmeliyim. Bu güven, bana kendileriyle güçlükleri yeneceğin bir kuvvet ve manevî güç verir. 

"Kim Allah'a tevekkül ederse Allah ona yeter." (Talak, 3) 

Hz. Peygamber bize yaptığı en güzel tavsiyelerinden birisinde şöyle buyurmuştur: 

"Allah'ın emirlerini yerine getir ki, O da seni korusun. Allah'a itaat et, O'nu yanında bulursun. Bir şey istediğinde Allah'tan iste. Yardım dilediğinde; Allah'tan yardım dile ve bil ki; bir konuda sana faydalı olmak için bütün ümmet bir araya gelse yalnız yüce Allah’ın sana yazdığı şeyle sana faydaları okunur. Ve eğer bir konuda sana zarar vermek için bütün insanlar toplansalar, yine yalnız Allah'ın kaderinde yazdığı şeyle sana zarar verebilirler. Kalemler kaldırılmıştır ve sayfalar düşürülmüştür." (Tirmizî: Kiyâmet, 59) 

17. Sayısız nimetlerinden, sonsuz fazilet ve rahmetinden dolayı Allah'a (c.c) şükretmem lazımdır. Şükretmek; nimeti veren, iyilik yapan ve ihsanda bulunan kimseye karşı terbiyeli durmak özelliğidir. 

"Allah, sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman hiç bir şey bilmiyordunuz. Belki şükredersiniz diye size ku¬laklar, gözler ve kalp vermiştir." (Nahl, 78) 

"Ölü toprak onlar için bir ayettir. (Ölüleri nasıl dirilteceğimize işarettir.) Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkardık da ondan yiyorlar. Orada hurmalıklar ve üzüm bağları yarattık, aralarından pınarlar fışkırttık ki Allah’ın ürününden ve ellerinin emeğinden yesinler. Hâlâ,şükretmiyorlar mı?" (Yâsîn, 34-35) 

Yüce Allah, kendi nimetlerini inkar edenleri çok zarar edeceklerine dair tehdit etmiş, nimetlerine şükredenlere ise lütfünü artıracağını vadetmiştir. Bu konuda şöyle buyuruyor: 

"Rabbiniz size şöyle bildirmişti. Şükrederseniz and olsun ki, size nimetimi artırırım ve eğer nankörlük ederseniz bilin ki azabım çok şiddetlidir." (İbrâhim, 7) 

18. Yüce Allah'tan af dilemem ve devamlı tevbe etmem lazımdır. Çünkü af dilemek günahların affedilmesine ve imanın yenilenmesine vesile olduğu gibi sevinç ve huzur sebebidir. 

"Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder, sonra da Allah'tan bağışlama dilerse Allah’ı bağışlayıcı ve merhamet edici olarak bulur." (Nisâ, 110) 

"Onlar, bir kötülük yaptıkları ya da nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları da Allah'tan başka kim bağışlayabilir? Ve onlar yaptıklarında bile bile direnmezler. İşte onların mükafatı, Rab'leri tarafından bağışlan-ma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlerdir." (Âl-i İmrân, 135-136) 

19. Yüce Allah'ın şu âyetini kendime şiar yaparak gizli ve açık hallerimde Allah'ın (c.c) gözetimi altında olduğumu hissetmem lazımdır. O, şöyle buyuruyor: 

"Göklerde olanları da yerde olanları da Allah'ın bildiğini bilmez misin? Üç kişi gizli konuşursa mutlaka dördüncüleri O'dur. Beş kişi gizli konuşursa mutlaka altıncıları O’dur. Bunlardan az veya çok ne olurlarsa olsunlar, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlaka O, onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verir. Çünkü Allah her şeyi bilendir." (Mücâdele, 7)
 

( 1887 ) kez okundu     -     13.09.2011   mstfkarsli ekledi     Tweetle    Paylaş 
müslüman olmam neyi gerektirir, müslüman neleri yapmalı, nelerden sakınmalı
Ziyaretçi Yorumları
( 0 ) Yorum
Tümünü Göster
Yorum Ekle
Güvenliğiniz için iP adresiniz kaydedilmektedir. Herhangi bir Hukuki Dava ile karşılaşmamak için hakaret içeren sözler ve argo kelimeler kullanmayınız.
İsim
:
Yorum
:
En fazla 400 karakter
Şehir
: <<-- Güvenlik kodu:
E-Posta
: -->>
 
E-Posta adresi Yayınlanmaz
Güvenliğiniz için ip adresiniz (54.224.100.134) kaydedilecektir.
  Yeni Makaleleri Takip etmek İstiyorum. Adresime E-Posta Gelmesini Onaylıyorum.
BENZER YAZILAR
   yeter ki OKU  
 Aktif ziyaretçi : 3
 Bugün : 848
 Toplam : 1658293
ZMK BİLİŞİM HİZMETLERİ       © 2010 

Site Haritası


3