İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler. - Enbiya-1
 ANASAYFA   HAKKINDA   İLETİŞİM 
Haber Kaynağına Abone Ol    ARAMA  :       
Ağız Diş Sağlığı
Aile Hayatı
Anne Adaylarına
Bilişim Teknolojileri
Çocuk Gelişimi
Damak Tadı
Dinimi Yaşıyorum
Edebiyat-Şiir
Evinizi Güzelleştirin
Gök Bilim
Gözümün Nuru NAMAZ
Günlük Hayata Dair
Hayvanlar Alemi
Helal Yaşam
İlk Yardım
İslamiyet
Karış Karış Anadolu
Kıssadan Hisse
Kişisel Bakım
Kişisel Gelişim
Lokman Hekim
Örnek Şahsiyetler
Rüya Tabirleri
Sağlık
Tekrar Tekrar Oku
Türk-İslam Tarihi

Yönelişimiz Nereye?

Yönelişimiz Nereye?
 + Yazıyı Büyüt    - Yazıyı Küçült           

Allah Tealâ hazretleri bir kula hayır murad ederse, ona günahlarından pişmanlık duygusu verir, ilâhi idrak kapısını açıp derin bir anlayış nasip eder. Yalnız, bu meselede kulun nefsini bilip onu ıslah için mücahede ve riyazete başlaması lazımdır. Nefsinin haram işlerine karşı koyan kişi eden mücahede makamında, o karşı koyuşla kendisini ibadet ve taate veren kimse ise riyazet makamındadır. “Ey iman edenler! Allah’tan korkun. O’na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda mücahede edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide, 35) ayet-i kerimesinde bildirildiği gibi, nefsin haram işlerden kurtulup ibadet ve taate dönmesi için Allah yolunda cihad etmek lazım gelir ki. Cihad önce dış sonra iç düşmanlarla olur. İçteki düşmanların en büyüğü hiçbir zaman bizi bırakmayan nefsimiz, sonra şeytan ve kötü akrandır. Kötü akran, akraba bile olsa, mücahede etmek, onlardan kaçmak lazım geldiğini müfessirler beyan buyurmuşlardır. Bir kul kötülerden uzak durup, nefsinin düşmanlığını bilerek onu ıslah etmek için kâmil bir insan eli tuttuğunda, Allah Tealâ ona nuranî bir anlayış verir.

Şah-ı Nakşibend k.s. hazretleri, “Yol üstündeki taşı kaldırmak mümin için müstehap bir ameldir.” sözündeki “yol üstündeki taş”ı “nefs” olarak izah etmiştir. Bu yol üstündeki taş ise insanın hiç ayrılmayan bir arkadaşıdır. Hepimiz ondan müştekiyiz, şikayet ediyoruz. Her birimiz o nefsi doyuramadık ve ona hakkı duyuramadık. Ne derece duyurur, ne derece ilâhi aşka doyurursak ahiretteki makamımız o kadar iyi olur. Rabbine ibadet ve taat hususunda günah işleyen kimse günahını bilir, Allah’ın rahmet ve mağfiretine sığınırsa günahının önemi kalmaz. Günahının çokluğunun da kıymeti yoktur. Yetmiş dağ kadar günah işleyenle yedi nohut tanesi kadar işleyenin Allah’ın mağfiretinin büyüklüğü karşısında farkı yoktur. Bir kimse yetmiş dağ büyüklüğündeki günahlarından pişmanlık duyar, tevbe istiğfar eder, o günahları bir daha işlemezse hiç günah işlememiş gibi olur. Ama yedi nohut tanesi kadar günahı olsa da tevbe etmese, cennete girdiği zaman makamı küçük olacağından pişmanlık duyar. Vücudumuzdaki bir hastalığın tedavisi için nasıl doktora başvurur ve ondan medet umarsak, nefsin sıkıntısından da Allah’a sığınıp medet ummamız vazifemizdir. Allah Tealâ kendisine sığınana ilâhi bir anlayış verir. O ilâhi anlayış kalpte tecelli edip, Allah müminin kalbini kudret parmağıyla hidayete çevirince, o mümine günahtan nefret etmek ve hayırlı ameller işlemek kolay gelir.

İmamın biri sabah namazından çıktı, evine gidiyordu. Yolda sızıp kalmış bir sarhoş gördü. Sarhoş şöyle söyleniyordu:

– İç iç!.. Kadehler, küpler dolusu iç. Zira Ramazan geliyor. Nasıl olsa Ramazan’da içemezsin!

İmam bu sözleri duyunca şöyle düşündü:

– Şu sarhoş Ramazan’dan hayâ ediyor, kendi kendine Şaban günlerinde daha çok içmesini söylüyor. Ey hoca, şu sarhoş kadar da mı değilsin? O Şaban’ın bitmemesini bekliyor. Sen de ömür geçmeden marifet şarabını iç. Hakk’a dön. Yemin ederim, nefsimi ıslah etmeden evime dönmeyeceğim!

İmam doğruca Mekke-i Mükerreme’ye gitti ve yedi sene orada kaldı. Kâmil insanlarla oturdu, evliya bir zat olarak geri döndü. Bu kemalâtı kimden örnek aldığını soranlara, “Bir sarhoştan aldım!” dedi.

Ömrümüz tezkere bekleyen asker gibi. Önünde sonunda vatana kavuşacağız. Ama bir farkla: Ya cennete ya da cehenneme... Her birimizin sayısız noksanları var. Mümin olarak, İslâm cemaatince “emin” bilinmedikçe iman-ı kâmil sahibi olamayız. Bizler mümin olarak Allah’ın emanetini yüklendik, Allah’ı bilmek üzere gönderildik. Allah’ı bilen kimsenin harama meyli olmamalıdır.

Semerkand Dergisi

( 1256 ) kez okundu     -     13.05.2011   mstfkarsli ekledi     Tweetle    Paylaş 
Allah'a yönelmek, yöneliş nereye, imana yönelmek, doğru yolu bulmak, nefsi ıslah
Ziyaretçi Yorumları
( 0 ) Yorum
Tümünü Göster
Yorum Ekle
Güvenliğiniz için iP adresiniz kaydedilmektedir. Herhangi bir Hukuki Dava ile karşılaşmamak için hakaret içeren sözler ve argo kelimeler kullanmayınız.
İsim
:
Yorum
:
En fazla 400 karakter
Şehir
: <<-- Güvenlik kodu:
E-Posta
: -->>
 
E-Posta adresi Yayınlanmaz
Güvenliğiniz için ip adresiniz (54.226.34.209) kaydedilecektir.
  Yeni Makaleleri Takip etmek İstiyorum. Adresime E-Posta Gelmesini Onaylıyorum.
BENZER YAZILAR
   yeter ki OKU  
 Aktif ziyaretçi : 6
 Bugün : 336
 Toplam : 1527605
ZMK BİLİŞİM HİZMETLERİ       © 2010 

Site Haritası


6