Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam'a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. - Bakara-208
 ANASAYFA   HAKKINDA   İLETİŞİM 
Haber Kaynağına Abone Ol    ARAMA  :       
Ağız Diş Sağlığı
Aile Hayatı
Anne Adaylarına
Bilişim Teknolojileri
Çocuk Gelişimi
Damak Tadı
Dinimi Yaşıyorum
Edebiyat-Şiir
Evinizi Güzelleştirin
Gök Bilim
Gözümün Nuru NAMAZ
Günlük Hayata Dair
Hayvanlar Alemi
Helal Yaşam
İlk Yardım
İslamiyet
Karış Karış Anadolu
Kıssadan Hisse
Kişisel Bakım
Kişisel Gelişim
Lokman Hekim
Örnek Şahsiyetler
Rüya Tabirleri
Sağlık
Tekrar Tekrar Oku
Türk-İslam Tarihi

Alışkanlıklar Ne Zaman Bağımlılığa Dönüşür?

Alışkanlıklar Ne Zaman Bağımlılığa Dönüşür?
 + Yazıyı Büyüt    - Yazıyı Küçült           

Ailesi onu bir alkol kliniğine yatmaya ikna ettiğinde Alice 54 yaşındaydı. İçkiliyken yatak odasının merdivenlerinden kötü bir şekilde düşmüş ve bu olay işlerin kötü gittiğini sonunda kabul etmesine yol açmıştı. Birkaç yıldan beri içki içmesi kontrolden çıkmıştı. Güne içkiyle başlıyor, bütün öğleden sonra içmeye devam ediyor ve akşamüstü tamamen sarhoş oluyordu. Öğleden sonra olanları ise nadiren hatırlıyordu.Gençliğinden beri düzenli olarak içiyordu ancak gündüzleri nadiren içerdi ve asla sarhoş olmazdı. İki yıl önce kocasının bir araba kazasında aniden ölümü, içki içme miktarının artmasına yol açmış ve altı ay içinde ciddi bir alkol kötüye kullanımı örüntüsü içine girmişti. Evden dışarı çıkmak istemiyordu ve ailesiyle ve arkadaşlarıyla olan sosyal etkileşimlerini kesmişti. Ailesinin içki içmesini azaltma yönündeki çabaları büyük kızgınlıklara yol açıyordu.*

Tarih öncesi zamandan beri insanoğlu acıyı dindirmek ve bilinç durumunu değiştirmek umuduyla çeşitli maddeler kullanmışlardır. Hemen hemen tüm toplumlar, merkezi sinir sistemini etkileyerek fiziksel ya da aşırı neşeye yol açan birtakım maddeler/uğraşları bulma konusunda maalesef son derece başarılı olmuşlardır. Aslında tüm bu maddelerin kötüye kullanımı sürecini hazırlayan ya da başlatan insanın doğasına özgü bir ipucu mutlaka vardır. Bu ipuçlarının doğru gözlenmesi ve tanımlanması bireyi ve beraberinde toplumları kötü alışkanlıklardan koruyacaktır.

Günlük yaşamda sıklıkla yapmaktan hoşlandığımız davranışlar içinde sayılabilecek alışkanlık kavramını iyi alışkanlıklar ve kötü alışkanlıklar olarak ikiye ayırmak mümkündür. Örneğin, okuma alışkanlığı, spor alışkanlığı, sohbet etme ve iletişim alışkanlığı gibi. Kötü alışkanlıklar listesine girmeye aday olanlar arasında ise en çok televizyonu ve dizileri seyretme alışkanlığı, internette sörf yapma alışkanlığı, alışveriş alışkanlığı, kahve, çay vb. içme alışkanlığı sayılabilir. Bu alışkanlıklar kişilerin öncelikler listesinin önüne geçmediği sürece kişiyi tehdit etmeyecektir.

Zaman yönetimi ile ilgili kaynaklara göz attığımızda özellikle çalışan grubun, sınavlara hazırlanan öğrencilerin ve hatta ev hanımların bile saatlik, günlük, haftalık, aylık, yıllık planlar yapmaya ihtiyaçları olduğu ve eğer bunları doğru sıraya koymayı başarabilirlerse hedefleri için etkin ve etkili bir sonuç elde edebileceklerinden bahsedilir. Bu planların başında yer alan eylemler öncelikler listesidir. Bu planlar hazırlanırken kişiler kendi bireysel ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurmak kaydı ile işleri acil-önemli, acil-önemsiz, acil değil-önemli ve acil değil-önemsiz diye dörde ayırabilirler. Örneğin bir öğretmenin öğrencisine yarın getirmek üzere verdiği bir ödev acil-önemli sınıflamasına girerken, başka birinin kahvede saatlerce kalıp okey, tavla oynaması acil değil-önemsiz işler sınıflamasına girebilir. Zaman yönetimini başarıyla uygulayanlar bilirler ki; gün içinde acil değil-önemsiz işlere çok zaman ayıranlar, bir süre sonra biriken ve yarım kalan pek çok iş nedeniyle “nasıl olsa artık geri dönüp baştan başlamak imkânsız, battı balık yan gider” gibi söylemlerle hayattaki hedeflerinden vazgeçme ve hatta gerçek başarısızlık noktasına gelebilirler.

Ve sadece zaman yönetimi ile ilgili bir karmaşa bile kişilerin başarısızlığın nedeni olabilir. Kişi başarısızla ile ilgili gerçekçi önlemler almak yerine bu kez daha da abartılmış biçimde acil değil-önemsiz alışkanlıklarına belki bir “kaçış” amaçlı daha fazla sığınabilir.

Burada tartışmaya açmanın konu başlığımızdan uzaklaşmak olduğunun farkında olunsa da, başarısızlığın daha pek çok nedeni vardır aslında. Örneğin, kişinin düşük benlik algısı nedeniyle başarabileceğine olan inancının düşük olması ki bu genelde maalesef ailelerden kazanılan bir yanlış öğrenmedir, öğrenilmiş çaresizlik, iletişim becerilerinin yeterli olmaması, iç çatışmalar ve ruhsal rahatsızlıklar, korkular gibi. Belki bu konu başlıklarının açılımını derginin ilerleyen sayılarında daha geniş ele alabiliriz.

Burada üzerinde durduğumuz “kaçış” kavramı aslında psikolojide kullanıldığı biçimi ile (psikoanalitik yorum açısından bakıldığında) kişinin daha çok farkında olmadığı aklıyla (bilinçaltı) yaptığı ve kendine zarar veren bir tür davranıştır. Savunma mekanizmalarında çok sık gündeme gelen bu konu, kişinin duygusal olarak baş etmekte zorlandığı konuların yarattığı olumsuz etkilerden uzaklaşmak amacıyla sığındığı bir liman olarak da tanımlanabilir. Yukarıdaki örneğe dönersek, biriken derslerine tekrar dönerek baştan başlamayı göze alamayan bir öğrenci, derslerin aslında çok zor olduğu, ya da öğretmenin çok acımasız olduğu ile ilgili yorumlar yaparak kendini rahatlatmaya çalışacaktır. Ya da örneğin internetin başında zaman geçirmeyi seviyor ve böyle bir alışkanlığı var ise; başarısızlık duygusunun yarattığı olumsuz duygulardan kaçınmak için doyum bulduğu alana daha fazla yönelecek ya da belki de abartarak örneğin internette saatlerce zaman geçirerek sıkıntısından uzaklaşmaya çalışacaktır.

Aslında bu “kaçış” için açıkladığımız kısır döngü tüm alışkanlıkların bağımlılığa ve hatta daha ileri düzeyde “madde kötüye kullanımına” çevrilmesi ile son bulunabilmektedir. Ve daha da kötüsü alışkanlıkla bağımlılık arasındaki geçişleri tanımlamak, bir alışkanlığın bağımlılığa dönüştüğü zamanı tespit etmek oldukça zordur. Bu sorunun cevabını kişilerin olaylara bakış açıları yani paradigmaları çerçevesinde yanıtlanacağından net bir açıklama yapmak da zordur.

Bir düşünceye göre bağımlılık hastalıktır. Bunun anlamı, kişinin fiziksel olarak hasta olana kadar belirli bir davranışı sergilemesidir ancak o zaman davranışları bağımlılık olarak adlandırılır.

Genel olarak kabul gören gerçek, eğer bir şey soruna yol açıyorsa, onun kendisinin başlı başına sorun olduğudur.

Diyelim ki Cemil her gece işten sonra iki kadeh içki içer. Ancak bu onu ailesine karşı ve hemen uykuya daldığı için de oğlunun basketbol maçını, kızının da gösterisini kaçırır. Bu durumda Cemil’in içkisi bir sorundur.

Eğer Banu her Cuma akşamı alışverişe çıkıyorsa bu bir sorun demek değildir. Ancak abartılı bir biçimde harcama yapar ve yaptığı alışveriş kocasıyla arasında problem yaratırsa, o zaman bu bir sorundur.

Biri ne yaparsa yapsın (ister içki, ister kumar isterse televizyon seyretmek) eğer bu yaşamında bir problem yaratıyorsa, o zaman bu davranış bir sorundur.

Ancak aradaki bağlantıya rağmen bir rapora göre (APA Monitor**), TV seyretme bağımlılığı olan kişiler, alkol bağımlısı olan kişilerle benzer belirtiler sergilerler. Aynı tatmini alabilmek için gittikçe daha fazla TV seyretmek durumunda kalırlar, TV seyretmeyi bırakmak istemiş ancak başaramamışlardır. Ancak aşırı düzeyde televizyon izlemeleri nedeniyle, başka şeyleri aksatmadan yollarına devam etmektedirler. Bunu alkol bağımlısı olan kişiler için söylemek mümkün olmamaktadır.

Eğer bir alışkanlığınızın bağımlılığa dönüştüğünü ya da dönüşeceğinizi hissediyorsanız, muhtemelen size yardım edebilecek bir organizasyon vardır. Doktorunuz ya da danışmanınız da size sorununuzun derecesini belirlemede ve ihtiyacınız olan yardım için yönlendirmede yardımcı olabilir.

Mutluluğun sırrı basittir: Gerçekten yapmayı sevdiğiniz şeyi bulun ve sonra tüm enerjinizi onu gerçekleştirmeye yöneltin. Bunu yaptığınızda yaşamınız zenginleşir ve tüm arzularınız kolayca ve fazlasıyla gerçekleşir. Ferrari’sini Satan Bilge

*Gerald C. Davison-John M. Neale (2004) Anormal Psikoloji, Çeviri Editörü: Doç Dr. İhsan Dağ, Türk Psikologlar Derneği Yayınları No:29, Ankara.

**Miller, Allen R. Ve Shelly Susan (2007) A’dan Z’ye Kişiliğiniz, Ed.Deniz Pehlivaner, Okyanus yayınları,İstanbul.

Yard. Doç Dr. Figen AKÇA Aksaray Üniversitesi

Alıntıdır...Umud Madde Bağımlılığı ile Mücadele Derneği Aksaray Temsilciliği (facebook)

( 2535 ) kez okundu     -     19.02.2011   mstfkarsli ekledi     Tweetle    Paylaş 
Alışkanlıklar, Ne Zaman, ve nasıl, Bağımlılığa, Dönüşür, madde bağımlılığı, mücadele
Ziyaretçi Yorumları
( 0 ) Yorum
Tümünü Göster
Yorum Ekle
Güvenliğiniz için iP adresiniz kaydedilmektedir. Herhangi bir Hukuki Dava ile karşılaşmamak için hakaret içeren sözler ve argo kelimeler kullanmayınız.
İsim
:
Yorum
:
En fazla 400 karakter
Şehir
: <<-- Güvenlik kodu:
E-Posta
: -->>
 
E-Posta adresi Yayınlanmaz
Güvenliğiniz için ip adresiniz (54.81.78.135) kaydedilecektir.
  Yeni Makaleleri Takip etmek İstiyorum. Adresime E-Posta Gelmesini Onaylıyorum.
BENZER YAZILAR
   yeter ki OKU  
 Aktif ziyaretçi : 6
 Bugün : 940
 Toplam : 1684516
ZMK BİLİŞİM HİZMETLERİ       © 2010 

Site Haritası


6